İmzalı, duralit üzeri yağlı boya.
Ahşap, gümüş varaklı çerçeve içinde..
43 x 34 cm. (60 x 51)
Kondisyon: 9/10 (İmza silikleşmiş.)
Provenance: G.B. koleksiyonu
İbrahim Safi (1898-1983) Kafkasya Nahcivan’da doğdu. İlk sanat eğitimini Erivan Lisesi’nde okuduğu yıllarda resim öğretmeni Kolzsa’dan ve Akademi mezunu akrabalarından aldı. Genç yaşlardaki eğitimini Moskova Güzel Sanatlar Akademisi’nde alan İbrahim Safi, I. Dünya Savaşı sırasında İstanbul’a geldi ve burada yerleşti. İstanbul’da Sanayi-i Nefise Mektebi’ne girdi ve Namık İsmail Atölyesi’nde çalıştı. 1923 yılında buradan mezun oldu. Namık İsmail’in yanındaki çalışmalarını 1930’a kadar sürdürdü. İlk sergisini 1946’da İstanbul’da açtı. 1955’ten sonra İsviçre, Münih, Köln, Frankfurt, Bonn, Viyana, Roma, Paris, Marsilya, Atina olmak üzere yurtdışında 10 yıl süreyle araştırmalar yaptı. Naci Kalmukoğlu ile birlikte çalışıp, yurtiçi ve yurtdışında birçok sergi düzenledi. Geçimini resim aracılığı ile sağlayan sanatçı aynı zamanda bir çok öğrenci yetiştirdi. İngiliz ressamlardan Johnson Baker öğrencilerinden biridir. Klasik ekolde bir çok portre çalışmaları bulunmakla birlikte empresyonist üslupta eserler vermiştir. Çalışmaları natürmort ve manzara ağırlıklıdır. Gerçek bir usta olan İbrahim Safi, empresyonist, realist çalışmaları ile tanınır. Eserlerinde canlı renkler kullanan sanatçı konu olarak daha çok peyzajları seçmiştir. Eserleri birçok özel koleksiyonda yer almaktadır.
-
Duralit üzerine yağlı boya. tarihsiz (Muhtemelen 1900'lu yılların başı... Erken dönem), Osmanlıca imzalı peyzaj, 18 x 15 cm. (26 x 23 cm.)
Kondisyon: 10/10
Provenance: G.B. Koleksiyonu
Değerlendirme notu: Osman Asaf (Bora) (1868-1938) Saraybosna’da doğdu, 20’li yaşlarında Sanayi-i Nefise Mektebi’ne kaydoldu. İlk öğrencileri arasında bulunduğu Sanay-i Nefise’den mezun olan sanatçı, Osmanlı’daki ilk sanatçı topluluğu olan Osmanlı Ressamlar Cemiyeti’nin kurucuları arasında bulundu. Cemiyetin yayın organı olan Osmanlı Ressamlar Cemiyeti mecmuasının sorumlu müdürlüğünü üstlendi. Savaşın yaşandığı dönemde, Balıkesir, Bandırma’da Belediye Başkanlığı yaptı. Cumhuriyet döneminde Numune-i Terakki Mektebi’nden başlayarak birçok rüştiye ve lisede resim öğretmenliği yapan sanatçı, 1932 yılında Pertevniyal Lisesi’nden emekliye ayrıldı. Osman Asaf, ölümüne yakın çıkarılan soyadı kanunu gereği Bora soyadını aldı. 1935 yılının Kasım ayında, Kadıköy Kızıltoprak’taki evinde vefat etti. Osman Asaf Bora’nın resimlerinde konularının çıkış kaynağı doğadır. Manzaralarını açık havada gözlemleyerek resmetmektedir. Bu bakımdan, Hoca Ali Rıza kuşağının tarihsel ve kırsal doğayı betimleme eğilimine Osman Asaf’ın da kendine özgü renk zenginliği ile katıldığı söylenebilir. İstanbul’un doğasından yapmış olduğu manzaralar, Osman Asaf’ın en önemli yapıtlarını oluşturmaktadır. Sanatçı İstanbul semtlerini, eski konakları, ağaçlı yolları, kayalıkları titiz bir tasvir duygusuyla saptamıştır. Genellikle çalışmalarında figüre çok az yer verir. Sınırsız bir boşluk içinde uzayıp giden doğa kadar cami, türbe, çeşme, harabe, köprü, konak, kız kulesi gibi mimari yapılara da resimlerinde yer verir. Yağlıboya tekniğini erken dönemde çalıştığı eserlerinde daha çok tercih etmiştir. Sağlık sorunları sebebi ile daha sonraki eserlerinde suyla karıştırılan ve kokusu yağlıboya kadar yoğun olmayan guaj ve suluboya tekniğinde çalışmalar yapmıştır. Uyguladığı teknikler her biri kendi içinde ayrı bir değer taşımakla birlikte suluboya tekniğinde yapmış olduğu eserlerle farklı bir yetkinlik gösterir.