Kağıt üzerine kara kalem, iç mekan resmi. Çerçeveli.
İmzalı, tarihsiz.
32 x 23 cm. (45 x 36 cm.)
Kondisyon: 9/10
Provenance:
Değerlendirme notu:
Nedim Günsür, 1924'te Ayvalık'ta doğdu. 1942'de girdiği Güzel Sanatlar Akademisi'nde Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun öğrencisi oldu. Öğrenciliği sırasında 10'lar Grubu'nun kurucuları arasında yer alan Günsür, 1948'de Fransız hükûmetinden aldığı bursla Paris'e gitti. André Lhote ve Fernand Léger atölyelerinde çalıştı. O zamana değin sürdürdüğü izlenimci resim anlayışını, Picasso, Léger ve Matisse'nin yanı sıra, yeni tanıdığı Afrika sanatının da etkisiyle değiştirdi, yarı soyut anlayışa yöneldi.
1952'de Türkiye’ye geri döndü. 1954-1958 yılları arasında Karadeniz Ereğlisi'nde resim öğretmenliği yaptı, daha sonra çalışmalarını bağımsız olarak İstanbul'da sürdürdü. 1961'de gerçekleştirdiği “Gökyüzü” adlı yapıtı 1963'teki 24. Devlet Resim ve Heykel Sergisi'nde birincilik ödülü aldı. 1972'de Milliyet Sanat dergisi tarafından “Yılın Resim Sanatçısı” seçildi. 1973'te düzenlenen Cumhuriyet'in 50. Yılı Resim-Heykel Yarışması’nda, Atatürk ve Cumhuriyet Ödülü'nü kazandı. 1950'lerde figüratif-dışavurumculuk bir anlayışla maden işçilerinin yaşamını konu alan resimler gerçekleştiren Günsür 1960'lardan sonra kent yaşamı ve sorunlarına yöneldi. ) “Tüm nesnelere sevgiyle yaklaşan ressam” olarak nitelenen ve naif özellikler de taşıyan figüratif bir anlayışla gerçekleştirdiği toplumsal içerikli yapıtlarıyla tanındı. Nedim Günsür 13 Kasım 1994'te İzmir’de öldü.
-
İmzalı, kağıt üzerine kara Kalem, 16.9.1999 tarihli, Ölçüler??
Kondisyon: 10/10
Provenance: Bigalı aile koleksiyonu
Değerlendirme notu: Şeref Bigalı İlk ve ortaöğrenimini İzmir’de tamamladı. 1944 yılında Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümüne girdi. Burada altı yıl Cemal Tollu Atölyesinde öğrenim gördü. 1950 yılında akademiden mezun olarak Afyon ve İzmir Karşıyaka’da resim öğretmenliği yaptı. 1959-78 tarihleri arasında İzmir Eğitim Enstitüsünde çalıştı. Resim-İş Bölümünün kuruluşunda görev aldı. 1962 yılında Paris’e giderek Ressam Henri Goetz Atölyesine devam etti. Elliye yakın kişisel sergi açtı. Çok sayıda eseri, müzelerde, yurt içi ve yurt dışı özel koleksiyonlarda yer almaktadır. Adına Ankara’da Şeref Bigalı Sanat Galerisi açılan ressam, ayrıca 1986 yılında Devlet Resim Büyük Ödülü, daha sonra ise Türkiye İş Bankası Büyük Resim Ödülünü kazandı. 1976 yılında ilk baskısı yapılan Resim Sanatı adlı kapsamlı kitabı, plastik sanatlar alanında ülkemizde yayımlanan önemli çalışmalardan biri oldu. Biga’da (Çanakkale) toprağa verildi.
-
Osmanlıca "Ali Rıza" imzalı, 1344 (1925) tarihli, kağıt üzerine kara kalemdesen. 16,5 x 13 cm. (45 x 41 cm.)
Kondisyon: 9/10 (Resmin üzerinde zamana bağlı sararmış küçük bir leke mevcuttur.)
Provenance: G.B. koleksiyonu
Değerlendirme notu Manzara, natürmort ve hayalden yaptığı resimlerle tanınan Hoca Ali Rıza (1858 - 1930), eğitimini Mekteb-i Harbiye’de tamamladı, Süleyman Seyyid ve Mösyö Kess’den resim dersleri aldı. Harbiye’de öğrenciyken başarıları nedeniyle II. Abdülhamid tarafından nişanla ödüllendirildi. 1885/1886’da mezun olduğunda öğrenim için İtalya’ya gönderilecekken Napoli’de çıkan bir kolera salgını nedeniyle bu olanağı kullanamadı. 1886’da Kuleli İdadisi’nde Osman Nuri Paşa’nın yardımcılığına atandı ve 1908’e kadar bu görevde kaldı. 1891’de Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk başkentlerinin fotoğraflanarak belgelenmesi çalışmalarına katılarak Türk-İslam eserlerine ait görünümlerini çizdi. 1895’te Yıldız Porselen Fabrikası resimhanesinde porselen de resimleyen Hoca Ali Rıza, 1903’te II. Abdülhamid’in Avrupa’dakilere benzer bir askeri müze kurulması (Türk Esliha-i Antika Müzesi) projesi kapsamında Mahmud Şevket Paşa başkanlığında Zonaro, Katip Hüsnü Tengüz, Topçu Sami ve Ahmed Ziya Akbulut’tan oluşan komisyonda görev aldı. Burada tanıştığı Zonaro ile Değirmendere’de çalıştı, Türk-Yunan Savaşı’nı anlatan kompozisyonlar yaptı. 1903’te yine Mahmud Şevket Paşa başkanlığında eski Osmanlı giysilerini içeren bir albüm hazırlanması çalışmalarına katıldı. 1909’da girdiği Harbiye Matbaası’nda baş ressam olarak iki yıl çalıştı. 1909-1912 yılları arasında Osmanlı Ressamlar Cemiyeti başkanlığı yaptı. 1909’da Üsküdar İskele Gazinosu’nda resim sergisi düzenledi. 1910’da Şehzadegan sınıflarında hocalık yapan Hoca Ali Rıza, 1911’de yarbaylıktan emekliye ayrıldı. Emekli olduktan sonra 1914’te İnas Sanayi-i Nefise Mektebi’nde peyzaj öğretti, 1918’de Çamlıca İnas Kız Sultanisi’nde, 1921’de, Üsküdar Kız Sanayi-i Mektebi’nde, 1929’da Sultan Ahmed Erkek Ameli Hayat Okulu’nda resim öğretmenliği yaptı. Galatasaray Sergilerine, Halkevi Sergileri, 1928 Paris Sergisi’ne katıldı. Doğayı kopya etmekten çok temsil etmeyi amaçlayan ve mesleğini peyzaj ressamlığı olarak tanımlayan Hoca Ali Rıza’nın manzaraları parlak, mutluluk veren bir doğa duygusu yaratır. O, çağdaşları içinde doğaya açılan, doğada çalışan, doğayı kendi gözünün süzgecinden geçirerek yansıtan, başka deyişle tam anlamıyla manzara yapan ilk Türk ressamıdır.
-
Portre, Saim imzalı, kağıt üzerine karakalem, 37,5x27,5 cm. (çerçeveli, 62x51 cm), 1936.
Kondisyon: 7/10 (Kağıdın üst sağ kısmında küçük bir bölge döneminde su görmüş, hareketini tamamlamıştır. Sol altta ise bant izi mevcut.)
Provenance: C. O. koleksiyonu
Değerlendirme notu: Kara kalem portre usta işidir. Sağ alt köşede "Saim 15 V. 936" imzası bulunuyor. İmzanın İbrahim Çallı'nın gözde öğrencisi Saim Özeren'e (1900 - 1964) ait olabileceği değerlendiriliyor. Kara kalem kullanım tarzı bu görüşü desteklemektedir. Başka bir açıdan incelendiğinde eserdeki "Saim" imzasının dekoratif vasfı dikkat çekiyor. Oysa Özeren'in bilinen resimlerindeki imzası daha basit ve köşeli harflerden oluşmaktadır. Saim Özeren, Sanay-i Nefise döneminden gelmekle birlikte Cumhuriyet dönemi Türk resim sanatının öncü ressamları arasında yeralır. Deseni çok kuvvetlidir. Atatürk portreleri PTT pullarına basılmıştır.