• Günışığı görmemiş primitif Osmanlı eser... Eser, Atatürk'ün 1928 yılında Milli Eytam ve Emlak Bankası Genel Müdürlüğüne getirdiği Hakkı Saffet (Savfet) Tarı tarafından edinildi. 1930 başlarından itibaren Tarı ailesince muhafaza edilmiştir.
    • Tuval üzerine yağlıboya, peyzaj
    • İmzalı, 19. yüzyıl - pirimitif (Osmanlıca / Sabri kulları) (*)
    • 75x100cm. / çerçeveli 98x122cm. (**)
    • Küçük onarım mevcuttur (***)
    (*) Sanatçı "Sabri" kimdir, tespit edilememiştir. Ancak tarz itibariyle "primitif Osmanlı" özellikleri taşıdığı aşikardır. Primitif Osmanlı ressamlarının pek çoğu, çekilmiş fotoğrafları model olarak kullanır. Bu ressamlara foto yorumcuları da diyebiliriz. Asker ya da sivil okul mezunu, yaşam öyküleri pek bilinmeyen kişilerdir. Bir kaç resimle tanınırlar. Resim sanatına hiperrealistleri özendirecek kadar duru, sakin, ıssız yorumla yaklaşırlar. Büyük ölçüde insan figürü barındırmayan peyzajlar çizerler. İmzaları ardına “kulları” deyimini eklerler.. “Kulları” deyimi dinsel politik olup, sanatçı çekingenliğine de bağlanabilir. Hüseyin Giritli, Hilmi Kasımpaşalı, Fahri Kaptan, Ahmet Şekür bu sanatçılardan bazılarıdır. “Foto-yorumcuların fotoğraftaki kompozisyonu, genellikle insan figürleri ve diğer ayrıntılardan çoğunlukla sıyırarak sakin, adeta düşsel denebilecek bir atmosfer yorumuna kavuşturarak aynen uyguladıkları görülür. Bu durumda resmi ön ve arka planları arasında netlik farkı olmaz, ancak çizgisel perspektife ilişkin değerinin ve objektifin yansıttığı net ışık-gölge efektlerinin özenle uygulandığı dikkati çeker." ( Anadolu Uygarlıkları Ansiklopedisi, Görsel yay. c.6, s.1147-1148) (***) Tuval, gürgen benzeri ağaç şaseye gerilmiştir. Bir asırdan fazla zaman geçmesine rağmen şasede hiç bir şekilde çalışma belirtisi yoktur. Tuval şasesi ağaç çerçevenin içine son derece düzgün şekilde oturtulmuştur. (****) Tarı ailesinin verdiği bilgiye göre eser, 1960'lı yıllarda Ankara Resim ve Heykel müzesinde restorasyona sokuldu. Tuval, iki küçük bölge itibariyle ustalıkla onarıldı. Hakkı Saffet Tarı (1886 - 1952) ----------------------
    • İstanbul Mutasarrıfı Saffet Paşa’nın oğludur.
    • Atatürk'ün 1928 yılında Emlak ve Eytam Bankası'na atadığı ilk genel müdürdür.
    • Fenerbahçe Spor Kulübü kurucusu ve 3'üncü başkanıdır.
    • Hakkı Saffet (Safvet) bey, Fenerbahçe’nin kuruluş amacının tanımlandığı "Memlekette terbiye-i bedeniye ve fikriyenin teminine çalışmak ve şübban-ı vatanı mübareze-i hayata ve meşak ve esfar-ı askeriyeye alıştırmak üzere" başlıklı tescil belgesinde “kasadar” olarak anılmaktadır. (Bkz. Dr. Rüştü Dağlaroğlu, Fenerbahçe Spor Kulübü Tarihi 1907 - 1957, Türksesi matbaası, İstanbul, 1957)
    Hakkı Saffet beyin atama kararı (Devlet Arşivleri) Hakkı Saffet Tarı (Salt Online Osmanlı Bankası arşivi)
  • Osmanlıca imzalı, 1916 tarihli, tuval üzerine yağlı boya. Varaklı antika çerçeve içinde... 55 x 41 cm. (83 x 69 cm.)
    Kondisyon: 8/10
    Provenance:Arıduru koleksiyonu. Eser sahibi Cemil Arıduru, (Avanos) 1895 - (İstanbul) 1982 yılları arasında yaşadı. Cumhuiyet Türkiyesinin ilk yüksek mühendisleri arasında yer aldı. Mühendis Mektebi'nden 1922 yılında mezun oldu. Sanatsever kişiliği ile tanınan Arıduru, 1927 yılına kadar Afyon Nafiası, Adana mıntıka mühendisliği ve Ankara Belediyesi görevlerinde bulundu. Arıduru, 1927 - 1937 yılları arasında önemli inşaat - taahhüt işleri üstlendi. Hicaz Demiryolu ve Dil Tarih Coğrafya Fakültesi binası gibi işleriyle dikkat çekti. Arıduru, 1962 yılına kadar Haymil İnşaat Ltd. Şirketinde müdür unvanıyla yöneticilik yaptı.
    Değerlendirme notu: 1861’de İstanbul’da doğan Hüseyin Rıfat Çeteci (1861-1939), Tophane Feyziye mektebini Şinasi ile birlikte bitirdikten sonra özel derslerle Arapça ve Farsça öğrenmiş, edebiyat alanında da kendini yetiştirmiştir. 15 yaşında Hariciye Mektebi kaleminde memuriyet hayatına başlamıştır. Çeşitli hizmetlerden sonra Mabeyn Başkatipliği, Sadaret Müsteşarlığı gibi görev yerlerine kadar yükselen Rıfat Çeteci, Ayvazowski ve Valeri gibi ressamların o dönemde İstanbul’da açılan sergilerinden etkilendi. Sanayi-i Nefise Mektebi açılınca, Osman Hamdi, Valeri, Mimar Valori ve Oskan efendiden kurulu jüri önünde sınav verdi ve resme olan yatkınlığı nedeniyle doğrudan doğruya 2. sınıfa alındı. Mektebin Valeri'nin çok takdir ettiği ilk mezunlarındandır. Eskiden “çete” adı verilen yardımcı donanma amirali olan Hüseyin Reis soyundan geldiği için Çeteci soyadını aldı. Figür, peyzaj, natürmort çalışmaları yanı sıra kompozisyonlarıyla da dikkat çeken Rıfat Çeteci, sanat kültürü köklü, realist bir ressam ve Türkiye resim sanatı açısından önemlidir. Hayatı boyunca hiç sergi açmamış ve hiç resim satmamış olan sanatçının eserleri son derece nadirdir.
     
  • Osmanlıca imzalı, 1916 tarihli, tuval üzerine yağlı boya. Varaklı antika çerçeve içinde... 53 x 73 cm. (70 x 90 cm.)
    Kondisyon: 7/10
    Provenance:Arıduru koleksiyonu. Eser sahibi Cemil Arıduru, (Avanos) 1895 - (İstanbul) 1982 yılları arasında yaşadı. Cumhuiyet Türkiyesinin ilk yüksek mühendisleri arasında yer aldı. Mühendis Mektebi'nden 1922 yılında mezun oldu. Sanatsever kişiliği ile tanınan Arıduru, 1927 yılına kadar Afyon Nafiası, Adana mıntıka mühendisliği ve Ankara Belediyesi görevlerinde bulundu. Arıduru, 1927 - 1937 yılları arasında önemli inşaat - taahhüt işleri üstlendi. Hicaz Demiryolu ve Dil Tarih Coğrafya Fakültesi binası gibi işleriyle dikkat çekti. Arıduru, 1962 yılına kadar Haymil İnşaat Ltd. Şirketinde müdür unvanıyla yöneticilik yaptı.
    Değerlendirme notu: 1861’de İstanbul’da doğan Hüseyin Rıfat Çeteci (1861-1939), Tophane Feyziye mektebini Şinasi ile birlikte bitirdikten sonra özel derslerle Arapça ve Farsça öğrenmiş, edebiyat alanında da kendini yetiştirmiştir. 15 yaşında Hariciye Mektebi kaleminde memuriyet hayatına başlamıştır. Çeşitli hizmetlerden sonra Mabeyn Başkatipliği, Sadaret Müsteşarlığı gibi görev yerlerine kadar yükselen Rıfat Çeteci, Ayvazowski ve Valeri gibi ressamların o dönemde İstanbul’da açılan sergilerinden etkilendi. Sanayi-i Nefise Mektebi açılınca, Osman Hamdi, Valeri, Mimar Valori ve Oskan efendiden kurulu jüri önünde sınav verdi ve resme olan yatkınlığı nedeniyle doğrudan 2. sınıfa alındı. Mektebin Valeri’nin çok takdir ettiği ilk mezunlarındandır. Eskiden “çete” adı verilen yardımcı donanma amirali olan Hüseyin Reis soyundan geldiği için Çeteci soyadını almıştır. Figür, peyzaj, natürmort çalışmaları yanı sıra kompozisyonlarıyla da dikkat çeken Rıfat Çeteci, sanat kültürü köklü, realist bir sanatçıdır. Türkiye resim sanatı açısından köşe taşı bir isimdir. Hayatı boyunca hiç sergi açmamış ve hiç resim satmamış olan sanatçının eserleri son derece nadirdir.
     
  • Tuval, yağlıboya, peyzaj. İmzalı, 19. yüzyıl – pirimitif (Osmanlıca / Sabri kulları). 75 x 100 cm. (Çerçeveli 98 x 122 cm.) Küçük onarım mevcuttur.
    Provenance: Eser, Atatürk’ün 1928 yılında Milli Eytam ve Emlak Bankası Genel Müdürlüğüne getirdiği Hakkı Saffet (Savfet) Tarı tarafından 1930 başlarında edinildi. 100 yıla yakın süredir Tarı ailesince muhafaza edilmiştir.
    Kondisyon: Yaşına göre çok iyi durumdadır (8/10)
    Değerlendirme notu: Sanatçı “Sabri” kimdir, tespit edilememiştir. Ancak tarz itibariyle “primitif Osmanlı” özellikleri taşıdığı aşikardır. Primitif Osmanlı ressamlarının pek çoğu, çekilmiş fotoğrafları model olarak kullanır. Bu ressamlara foto yorumcuları da diyebiliriz. Asker ya da sivil okul mezunu, yaşam öyküleri pek bilinmeyen kişilerdir. Bir kaç resimle tanınırlar. Resim sanatına hiperrealistleri özendirecek kadar duru, sakin, ıssız yorumla yaklaşırlar. Büyük ölçüde insan figürü barındırmayan peyzajlar çizerler. İmzaları ardına “kulları” deyimini eklerler.. “Kulları” deyimi dinsel politik olup, sanatçı çekingenliğine de bağlanabilir. Hüseyin Giritli, Hilmi Kasımpaşalı, Fahri Kaptan, Ahmet Şekür bu sanatçılardan bazılarıdır. “Foto-yorumcuların fotoğraftaki kompozisyonu, genellikle insan figürleri ve diğer ayrıntılardan çoğunlukla sıyırarak sakin, adeta düşsel denebilecek bir atmosfer yorumuna kavuşturarak aynen uyguladıkları görülür. Bu durumda resmi ön ve arka planları arasında netlik farkı olmaz, ancak çizgisel perspektife ilişkin değerinin ve objektifin yansıttığı net ışık-gölge efektlerinin özenle uygulandığı dikkati çeker.” ( Anadolu Uygarlıkları Ansiklopedisi, Görsel yay. c.6, s.1147-1148) Tuval, gürgen benzeri ağaç şaseye gerilmiştir. Bir asırdan fazla zaman geçmesine rağmen şasede hiç bir şekilde çalışma belirtisi yoktur. Tuval şasesi ağaç çerçevenin içine son derece düzgün şekilde oturtulmuştur. Tarı ailesinin verdiği bilgiye göre eser, 1960’lı yıllarda Ankara Resim ve Heykel müzesinde restorasyona sokuldu. Tuval, iki küçük bölge itibariyle ustalıkla onarıldı.
    Hakkı Saffet Tarı (1886 – 1952) İstanbul Mutasarrıfı Saffet Paşa’nın oğludur. Atatürk’ün 1928 yılında Emlak ve Eytam Bankası’na atadığı ilk genel müdürdür. Fenerbahçe Spor Kulübü kurucusu ve 3’üncü başkanıdır. Hakkı Saffet (Safvet) bey, Fenerbahçe’nin kuruluş amacının tanımlandığı “Memlekette terbiye-i bedeniye ve fikriyenin teminine çalışmak ve şübban-ı vatanı mübareze-i hayata ve meşak ve esfar-ı askeriyeye alıştırmak üzere” başlıklı tescil belgesinde “kasadar” olarak anılmaktadır. (Bkz. Dr. Rüştü Dağlaroğlu, Fenerbahçe Spor Kulübü Tarihi 1907 – 1957, Türksesi matbaası, İstanbul, 1957) Hakkı Saffet beyin atama kararı (Devlet Arşivleri) Hakkı Saffet Tarı (Salt Online Osmanlı Bankası arşivi)