• Orta format fotoğrafçılığın efsanevi makinelerinden biri olan Mamiya RB67, stüdyo ve portre fotoğrafçılığının zirvesini temsil eden, tamamen mekanik yapısı ve değiştirilebilir parça sistemiyle dönemin akım öncüsüdür. Bu makinenin fotoğraflarındaki görüntü kalitesi, birçok dijital kamerayı aratmayacak derecede detaylı ve yoğundur. 1970 yılında Japonya’da piyasaya sürülen ilk model “RB67 Professional”, kısa süre içinde profesyoneller arasında büyük bir ün kazanmış, 1974–1990 yılları arasında geliştirilen “RB67 Pro-S” modeliyle üretimine uzun yıllar devam edilmiştir. Sağlamlığı, ağırlığı ve mühendislik kalitesiyle tanınan bu seri, fotoğrafçılar arasında “analog fotoğrafçılığın tankı” olarak anılır. Mamiya RB67 serisi, fotoğraf tarihinde bir dönüm noktasını temsil eder. Cihaza eşlik eden Mamiya-Sekor C 90mm f/3.8 objektif, 6x7 film formatında yaklaşık 45mm odak uzaklığına denk gelir. Bu büyük format, hem geniş açılı manzaralar hem de stüdyo portreleri için yüksek çözünürlüklü, zengin ton geçişlerine sahip kareler üretir. Materyal: Makine gövdesi, yüksek dayanımlı bir metal alaşımdan üretilmiştir. Üzerinde bulunan Mamiya-Sekor C objektif, dönemin ileri optik mühendisliğiyle tasarlanmış metal gövdeli bir yapıya sahiptir. Sistemin, mekanik vizor, objektif, film arkalığı, kilitleme ve netlik ayar mekanizmaları dahil, bütün parçaları, tamamen el işçiliğiyle monte edilmiştir. Pil gerektirmeden çalışabilen bu tam mekanik sistem, günümüzde koleksiyonerler için ayrı bir cazibe odağıdır. Marka/İşaret: Gövdenin ön kısmında yer alan “Mamiya RB67” yazısı modelin kimliğini; arka kapak kilitleme grubundaki “Pro-S” ibaresi ise üretim serisini belirtmektedir. Makinenin alt kısmında “No: C521291” seri numarası, objektif yüzüğünde ise “Mamiya-Sekor C 90mm 1:3.8” ibaresi yer alır. Objektifin deklanşör mekanizması, Japon Seiko firması tarafından üretilmiş olup, marka adı objektif üzerine ayrıca işlenmiştir. Kondisyon: 7/10 Makine genel olarak iyi durumdadır ve çalışır haldedir. Gövde ve vizör üzerinde, kullanım ve yaşa bağlı küçük çizikler ile boya aşınmaları görülmektedir. Objektifin ön kısmında hafif bir darbe kaynaklı eğiklik ve temizlikle giderilebilecek yüzeysel toz ve lekeler mevcuttur. Mekanik aksamın (deklanşör hızı, diyafram ve film sarma mekanizması) durumu, tam performans için profesyonel bir bakım veya teste ihtiyaç duyabilir.
  • Sovyetler Birliği’nin önde gelen mikrofon üreticilerinden Oktava tarafından üretilen MD-44 kompakt dinamik mikrofon, dönemin radyo yayıncılığı ve halka açık konuşma sistemlerinde yaygın olarak kullanılmıştır. Günümüzde, Soğuk Savaş dönemi endüstriyel tasarımını ve ses teknolojisini yansıtan özgün bir koleksiyon objesi olarak değerlendirilmektedir. Bu örnek, 1969 üretimidir ve dönemin Sovyet ses mühendisliği anlayışını temsil etmektedir. Materyal: Mikrofon gövdesi ve ona entegre döküm metal masaüstü tabanı, bej tonlarında boyanmıştır. Ön kısımdaki ızgara da metal alaşımdan imal edilmiştir. Teknik: Kompakt boyutuna rağmen güçlü bir performans sunmak üzere tasarlanan bu dinamik mikrofon, dönemin sağlam ve işlevsel mühendisliğini yansıtır. Tabanında, mikrofon açısını ayarlamaya olanak tanıyan bir mafsal sistemi bulunur. Tasarımdaki sadelik ve fonksiyonellik, Sovyet endüstriyel estetiğinin tipik özelliklerini taşımaktadır. Marka-İşaret: Mikrofonun metal etiketinde Oktava marka logosu, model numarası "МД-44" (MD-44) ve üretim yılı (r) 1969 ibaresi görülüyor. Kondisyon: 7/10 Mikrofon, yaşına ve kullanım geçmişine göre orta seviyede yıpranmış bir durumdadır. Özellikle taban boyasında belirgin aşınmalar ve yüzeyinde çizikler görülmektedir. Yapısal olarak sağlam ve eksiksizdir; ancak işlevselliği test edilmemiştir. Bir koleksiyon parçası olarak değerlendirildiğinde, kondisyonu tatmin edici düzeydedir. Ölçüler: Yükseklik: 16 cm Stant Çapı: 11 cm
  • Osmanlı Sarayında Uygulanan Protokol İle İlgili Belgeler (1996) - T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Bu eser, Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerine ait saray protokollerini ve günlük yaşamını aydınlatan, içerisinde orijinal belgelerin benzerlerinin basımlarını barındıran özel bir yayındır. Kitap, hem içeriği hem de deri cilt işçiliğiyle, dönemine ait birincil kaynaklara erişim sağlayan önemli bir referans niteliği taşır. Sayfalarda görülen el yazısı notlar, eserin asıl değerini oluşturur. Menüdeki Osmanlıca ve Fransızca metinlerin bir arada bulunması, dönemin saray diplomasisi ve kültürlerarası etkileşimini gösterir. Özel bir akademik yayın olması ve artık kolayca bulunamaması sebebiyle koleksiyonculara hitap eder. Kondisyon: 10/10 Ölçüler: 29,5 x 21 cm
  • Ouvrard - 18. Yüzyıl Fransız Viyolonsel (Cello) yalnızca bir müzik aleti değil, aynı zamanda 18. yüzyıl Avrupa sanat ve zanaat tarihinin önemli bir mirasıdır. Bu eser, dönemin Paris’teki önde gelen yaylı çalgı yapımcılarından Jean Ouvrard’ın elinde tınısını bulmuştur. Enstrümanın değerini belirleyen en önemli unsur, üzerindeki üretici etiketi ve 1740’lı yıllara uzanan geçmişidir. Bu tarih, eseri Barok Dönem’den Klasik Dönem’e geçiş sürecine, hatta Galant Müzik akımı dönemine konumlandırmaktadır. Ouvrard’ın bu viyolonseli, bir müze ya da ciddi bir koleksiyon için paha biçilmez bir tarihsel bağlam sunmaktadır. Antonio Stradivari gibi efsanevi isimlerin gölgesinde kalmış olsalar da, Ouvrard gibi ustalar 18. yüzyıl Fransız lutherie (yaylı çalgı yapımı) sanatına yön vermiş, kendi dönemlerinin saygın zanaatkârları olarak tarihte yer edinmişlerdir. Materyal: Enstrümanın gövdesi, yaşının getirdiği asil patinaya sahip, ince taneli ladin ve akçaağaçtan işlenmiştir. Kapak, sap, baş ve burgular tamamen el oymasıdır. Tel kuyruğu, köprü ve ses delikleri gibi parçalar da dönemin el işçiliği geleneğini yansıtır. Teknik: Bu eser, 18. yüzyıl Fransız lutherie ekolünün seçkin örneklerinden biridir. Özellikle ses deliklerinin (f-holes) zarif oyulması ve sap başındaki “salyangoz” (scroll) biçimli oyma, dönemin estetik anlayışını kusursuz biçimde yansıtır. Marka-İşaret: Viyolonselin iç kısmında, “Ouvrard Luthier à Ste Cecille Place de l’Ecole à Paris. 174...” ibaresini taşıyan bir etiket yer almaktadır. Bu etiket, enstrümanın 1740’lı yıllarda Paris’te yaşayan ünlü luthier Jean Ouvrard tarafından yapıldığını gösterir. Etikette geçen “Ste Cecille” ifadesi, müziğin koruyucu azizesi Azize Cecilia’ya adanmıştır. Bu atıf, dönemin Fransız luthierleri arasında yaygın bir gelenekti. Kondisyon: 7/10 İmalatının üzerinden neredeyse üç asır geçmiş olmasına rağmen, Ouvrard’ın bu viyolonseli yaşına göre oldukça iyi bir kondisyondadır. Ahşap yüzeyde doğal aşınmalar, çizikler ve hafif cila kaybı görülmektedir; ancak enstrümanın ana gövdesi ve yapısal bütünlüğü korunmuştur. Değeri göz önünde bulundurularak, kapsamlı bir inceleme ve restorasyon önerilir. Bu parça, hem koleksiyonluk değeri hem de Avrupa müzik tarihine taşıdığı miras açısından nadir rastlanan bir örnektir.
  • Müzayedemizde dikkatinize sunduğumuz bu parça, bir dönemin NATO üyesi ülkelerinin envanterinde yer alan F-4 Phantom II jet uçağının kokpitinden çıkarılmış, askeri havacılık tarihine ait B-8 tipi bir pilot kontrol kumanda koludur. Marka-İşaretler: Kumanda kolunun üzerindeki etikette, McDonnell Douglas Aircraft firmasının ürettiği parçalarda bulunan ve “Montajlı Kumanda Kolu” anlamına gelen “GRIP, ASSY” ibaresi yer almaktadır. Etiket üzerindeki “Tkz 773-397-00” numarası ise, üretici veya tedarikçiye ait parça kodunu ifade eder. Ancak F-4 Phantom II uçağının bazı parçaları, NATO üyesi ülkeler arasında lisanslı olarak farklı üreticiler tarafından da imal edilmiştir. Ayrıca etikette yer alan “V/N” ibaresi, NATO stok numarasını (NSN - NATO Stock Number) belirtir. “V/N 1680-12-175-5683” numarası, NATO envanterinde yer alan bu tip parçalar için kullanılan uluslararası tanımlama kodudur. Uzmanlarımızın araştırması sonucunda, kumanda kolu NATO veri tabanında bulunmuş ve parçanın NATO envanteri için olarak üretilmiş bir uçak parçası olduğu doğrulanmıştır. Materyal: Kumanda kolu, sağlam ve hafif bir metal alaşımdan üretilmiştir. Üzerinde çeşitli tetik, buton ve kontrol düğmeleri bulunmaktadır. Kondisyon: 6/10 Kumanda kolunun bazı bölümlerinde kullanıma bağlı hafif aşınmalar, çizikler ve boya dökülmeleri mevcuttur. Ancak bu izler, parçanın otantik karakterini ve stresli havacılık operasyonlarında geçirdiği uzun yılların izlerini yansıtmaktadır. Ek Bilgi: McDonnell Douglas F-4 Phantom II, McDonnell Aircraft tarafından ABD Donanması için geliştirilen, iki koltuklu, çift motorlu, her türlü hava koşulunda görev yapabilen uzun menzilli süpersonik av ve bombardıman uçağıdır. Türk Hava Kuvvetleri envanterine 1974 yılında giren bu çok rollü savaş uçağı, uzun yıllar boyunca filonun ana vurucu gücünü oluşturmuştur. Toplam 236 adet F-4’ün bir kısmı satın alınmış, bir kısmı ise ABD tarafından hibe edilmiştir.  
  • Masif cevizden, Rönesans stili Fransız av büfesi. Üzerine ayna eklenmiş. Önü 2 kapaklı ve 2 çekmecelidir. Kapaklarda yapraklarla çevrelenmiş birer çift çulluk kabartma heykeli vardır. Çekmeceler, ayna çerçevesi ve gövde geometrik ve bitkisel motiflerle ince bir şekilde elle oyulmuştur. Aynanın ve konsol gövdesinin yanlarında oyma zarif sütunlar bulunmaktadır. Konsolun tamamı topuz ayaklar üzerinde durmaktadır. 121 x 53 cm. (Aynayla birlikte yüksekliği 160 cm.)
    Kondisyon: 10/10
    Provenance:
    Değerlendirme notu 19. yüzyılın ortalarından kalma bu Fransız St. Hubert av büfesi (buffet de chasse) av kuşlarının motifleriyle zengin ve karmaşık bir şekilde oyulmuştur. Buffet de chasse, Fransız av köşklerinde bulunur ve avdan sonra o gün avlanılan hayvanları sergilemek üzere kullanılır. Genellikle üstünde iki ya da üç sunum rafı bulunur. Müzayedeye sunduğumuz parça ise bu raflar kaldırılarak ve üzerine bir ayna eklenerek konsol olarak kullanılmak üzere düzenlenmiştir. Bu büfelere adını veren Hubertus veya St. Hubert ( MS 656 - 30 Mayıs 727 ), ise MS 708'de Liège'nin ilk piskoposu olan bir Hıristiyan azizidir. Avcıların, matematikçilerin, gözlükçülerin ve metal işçilerinin koruyucu azizi olarak kabul edilir.
     
  • Sektöründe hâlen zirvedeki firmalar arasında yer alan ve dünyanın en köklü, tanınmış ses ekipman üreticilerinden biri olan Shure Brothers, Inc. tarafından üretilmiş bu Shure Model 51 “Fat Boy” mikrofon, dönemin radyo yayıncılığı, halka açık konuşma sistemleri ve müzik/ses kayıtlarında yaygın olarak kullanılmıştır. Sahip olduğu estetik görünüm ve sağlam yapısıyla hem koleksiyoncular hem de vintage ses ekipmanları meraklıları için oldukça değerli bir parçadır. Model 51, genellikle 1940’lar ile 1950’ler arasına tarihlenir. Bu dönem, elektronik ve ses teknolojilerinin hızla geliştiği, radyo ve televizyon yayıncılığının zirveye ulaştığı yıllardır. Shure’un bu modeli, marka değeri ve dönemin ses mühendisliğine öncülük etmiş olması sebebiyle yüksek bir sembolik değer taşımaktadır. Materyal: Mikrofon gövdesi ve ona bağlı döküm metal standı çinko/alüminyum alaşımından üretilmiştir. Ön kısmında krom kaplı metal ızgara, boynunda ise mavi metal plaka biçiminde etiket yer almaktadır. Teknik: Etiketinde belirtildiği üzere, mikrofon dinamik mikrofon teknolojisiyle üretilmiştir. Klasik “damla” veya “mermi” formundaki tasarımı, 1940’lar-1950’lerin endüstriyel estetiğinin karakteristik bir örneğidir. Shure’un bu dönemdeki profesyonel serileri gibi, uzun ömürlü ve dayanıklı olacak biçimde tasarlanmıştır. Masaüstü kullanım için tabana entegre bir yapıya sahiptir. Marka/İşaret: Mikrofonun boynundaki mavi etikette “SHURE BROTHERS, INC. CHICAGO, U.S.A.”, “MODEL NO. 51” ibareleri ve ilgili teknik özellikler yer alır. Aynı marka-model bilgileri taban standı üzerinde de görülür. Stand üzerinde ayrıca “Model S36” ibaresi bulunur. Bu durum, mikrofonun Model 51, standın ise Model S36 olduğunu gösterir; ikilinin orijinal bir set olarak korunmuş olması eserin değerini artırmaktadır. Kondisyon: 6/10  Mikrofon, yaşına ve kullanım geçmişine bağlı olarak yıpranmış, ancak parçaları eksiksizdir. Gövde ve taban yüzeylerinde çizikler, lekeler, oksitlenme ve matlaşma görülmektedir. Dış görünümde aşınmalar bulunsa da, yapısal bütünlüğü korunmuştur. Mikrofonun işlevselliği test edilmemiştir. Ölçüler: Yükseklik: 21 cm Stant Genişliği: 12,5 cm Stant Derinliği: 17,5 cm
  • Koleksiyonumuzdaki bu çiftli koltuk, İspanyol mobilya sanatının güçlü ve karakteristik modellerinden biri olan Silla Castellana stilinin nadide bir örneğidir. 19. yüzyılın sonu ile 20. yüzyılın başında popülerlik kazanan İspanyol Barok Yeniden Canlandırma (Spanish Baroque Revival) akımına ait bu tarz, adını İspanya’nın Kastilya bölgesinden alır. Tipik olarak sağlam meşe veya ceviz ağacından üretilen bu mobilyalar, derin oymaları ve gösterişli hatlarıyla dikkat çeker. Materyal: Koltuk gövdesi, Kastilya stiline özgü şekilde koyu renkli, ağır ve dayanıklı bir ahşaptan yapılmıştır. Meşe veya ceviz ağacından üretilen bu tür mobilyalar, dönemin zanaatkârlık anlayışını ve sağlamlığını yansıtır. Teknik: Eseri özel kılan en belirgin unsur, tamamen el işçiliğiyle yapılmış derin oymalardır. Sırt ve kol kısımlarındaki bitkisel motifler, kıvrımlar ve kabartmalar; İspanyol Barok sanatının zenginliğini, dinamizmini ve gücünü yansıtır. Marka/İşaret: Silla Castellana stili, belirgin oymaları ve masif yapısıyla bir imza niteliği taşır; bu nedenle üretici damgası olmasa da tarzın kendisi kimlik görevi görür. Kondisyon: 6/10 Parçalardan birinin oturma kısmının altında yer alan sekiz destek sütunundan biri eksiktir. Bunun dışında yüzeydeki doğal patina, küçük çizikler ve yaşanmışlık izleri mevcuttur; bu detaylar eserin özgün karakterine katkıda bulunur. Sandalye ölçüleri: genişlik: 69 cm derinlik: 58 cm oturma yüksekliği: 48 cm sırt yüksekliği: 106 cm
  • Bu eser, metal ve ahşap bileşiminden oluşan, dikkat çekici formuyla bir işaret (sinyal) tabancasını andıran mekanik bir aygıttır. Askerî ya da sivil amaçlarla kullanılmış olabileceği düşünülmektedir. Geleneksel tabanca mekanizmalarından farklı olarak, kurşun veya mühimmat atmak yerine görsel işaret vermeye yarayan bir sistemle tasarlanmış olması muhtemeldir. Kaba ama işlevsel formu, pirinç ve ahşap birlikteliğiyle 19. yüzyıl sonu veya 20. yüzyıl başı endüstriyel tasarım estetiğini yansıtır. Üzerindeki damalı desenler ve genel form, dönemin denizcilik ekipmanlarında karşılaşılan süsleme anlayışına da gönderme yapar. Materyal: Objenin ana gövdesi, sert dokulu, koyu renkli bir ahşaptan üretilmiş. Tetik mekanizmasının çevresini saran ve namluya doğru uzanan plakalar ile tetik korkuluğu pirinç malzemeden mamuldür. Namlu bölümü ve kabzanın altındaki kanca benzeri parça ise demir veya çeliktir. Teknik: Pirinç plakalar üzerindeki damalı (checkered) motif, döküm ya da damgalama tekniğiyle oluşturulmuş olup parçaya hem kavrama kolaylığı hem de estetik değer kazandırır. En dikkat çekici unsur, kabzanın altına eklenmiş kanca biçimli çıkıntıdır. Bu parça, objenin özel bir amaca hizmet ettiğini, belki bir kemere, askıya veya halata takılmak üzere tasarlandığını düşündürür. Geleneksel ateşli tabancalarda görülen horoz veya iğne mekanizmasının bulunmaması, eserin bir işaret veya sinyal tabancası işleviyle üretilmiş olabileceği ihtimalini güçlendirmektedir. Marka-İşaret: Parça üzerinde üreticiye, patente veya menşeine dair herhangi bir damga, mühür ya da yazı bulunmamakta. Bu durum, eserin kimliğini kesin olarak belirlemeyi güçleştirirken, küçük ölçekli veya deneysel bir üretimin örneği olabileceğini de akla getirir. Kondisyon: 4/10 Objede yoğun kullanım izleri mevcuttur. Ahşap yüzeylerde çizikler, çatlaklar ve yer yer soyulmaların varlığı gözlenebilir. Pirinç kısımlar kalın bir patina ve oksit tabakasıyla kaplanmış, demir namlu belirgin şekilde paslanmış durumdadır. Tetik ve diğer mekanik bileşenlerin işlevselliği test edilmemiştir. Ölçüler: 29 x 12,5 cm
  • “Smyrna from the Harbour”, 19. yüzyılın en üretken topografik sanatçılarından Thomas Allom (1804–1872) tarafından tasarlanmış, dramatik ve etkileyici bir İzmir (Smyrna) Körfezi manzarasıdır. Bu gravür, 1838 yılında Londra’da yayımlanan “Constantinople and the Scenery of the Seven Churches of Asia Minor” adlı ünlü seyahat albümünün bir parçasıdır. Eser Tipi: Çelik Gravür Baskı (Steel Engraving) Sanatçılar: Thomas Allom (çizim), J. C. Bentley (gravür) Konu: İzmir Körfezi'nden görünüm Dönem: 19. Yüzyılın ilk yarısı (1834-1836) Yayın: Thomas Allom, David Roberts ve William H. Bartlett gibi 1800'lerin başında Yakın Doğu'ya seyahat eden usta sanatçılardan biriydi. 1837 yılında İstanbul, Bursa ve Ege bölgesinde on ay boyunca seyahat ederek çizimler yaptı. Sanatsal ve Teknik Analiz: Ön planda dalgalı bir denizde mücadele eden tekneler görülür. Soldaki büyük yelkenli, rüzgâra karşı yelkenini indirmeye çalışan bir figürle dramatik bir gerilim yaratırken, güvertedeki bir diğer figür uzaklaşan kayığa bakar. Kayığın bir yanında kadınlar, diğer yanında kürek çeken erkekler yer alır. Arka planda ise denizin hareketliliğine tezat biçimde, İzmir kıyıları ve yapıları dingin bir siluet olarak belirir. Bu karşıtlık, Allom’un dramatik ışık kullanımını ve romantik kompozisyon anlayışını yansıtır. Gravürün alt kenarında kimlik bilgileri yer alır: Ortada “Smyrna from the Harbour – Asia Minor” başlığı, sol altta “T. Allom delt.” (delineavit, çizen), sağ altta “J. C. Bentley sculpt.” (sculpsit, oyan) notları bulunur. Ek Bilgiler: 19. yüzyıl, Batılı gezginlerin ve sanatçıların Osmanlı coğrafyasına duydukları merakın doruğa ulaştığı dönemdir. İzmir, bu dönemde Osmanlı İmparatorluğu’nun en önemli liman kentlerinden biri olarak, hem ticari canlılığı sebebiyle, hem de çok kültürlü yapısıyla sanatçılar için ilham kaynağı olmuştur. Thomas Allom, II. Mahmud döneminde (1834–1836) İstanbul, Bursa, Manisa, İzmir, Efes, Bergama ve Pamukkale gibi kentlerde çizimler yapmış, bu tasvirler daha sonra gravür serilerinde yayımlanmıştır. Müzayedemizdeki bu eser, İzmir'in o dönemdeki canlılığını ve doğal güzelliğini yansıtan nadir görsellerden biri. Kondisyon: 7/10 Yaşına ve kâğıdın hassas yapısına rağmen eser genel olarak iyi durumdadır. Kâğıt yüzeyinde hafif sararma ve yer yer küçük lekeler görülse de baskı alanı netliğini ve detaylarını korumaktadır.
  • Theodor Eper’in piyano için bestelediği ve uluslararası beğeni toplayan Op. 32 'Träume am Bosporus' (Boğaziçi rüyaları), Oryantalizm akımının görsel bir belgesi olarak nitelendirilebilir. Avrupa sanatının doğuya duyduğu hayranlığı, bu etkileyici litografik kapak üzerinde ölümsüzleştiren eser; palmiyeler altında nargilesi ve tefiyle Boğaz’ı seyreden figürlerle, bir zamanların lüks ve egzotik İstanbul imajını gözler önüne serer. Dört dilde (Almanca, Fransızca, İngilizce, İspanyolca) başlığı ile dönemin uluslararası müzik yayıncılığının zirvesini temsil eden bu "Edition Moderne" - Modern Baskı, bir asırdan fazla süredir zamana meydan okuyan zarafeti ve kültürel kesişimi ile efemera, müzik tarihi ve Osmanlı koleksiyonlarının en seçkin parçalarından biri olmaya adaydır. Eser, stilistik özellikler ve kompozitörün aktif yılları göz önüne alındığında, yaklaşık 1880-1910 aralığına tarihlenmektedir. Kapakta açık bir yayıncı adı (yayınevi) veya şehir bilgisi olmamasına rağmen, "Edition Moderne" ibaresi ve dört dildeki başlık (Almanca, Fransızca, İspanyolca, İngilizce) bu eserin uluslararası dağıtım hedefleyen büyük bir Alman veya Avusturya müzik yayınevi tarafından basıldığını düşündürmektedir. Bu çok dillilik, o dönemde, genelde Viyana veya Leipzig merkezli büyük yayınevlerinin tipik özelliğidir.
  • "Tyre, from the Mainland” başlıklı bu gravür, 19. yüzyılın tanınmış manzara ressamı ve çizerlerinden William Henry Bartlett (1809–1854) tarafından tasarlanmış, gravür sanatçısı William H. Capone tarafından çelik levha üzerine işlenmiştir. Gravür, Lübnan’ın kadim liman kenti Sur’un (Tyre) tarihî dokusunu ve Akdeniz atmosferini yansıtır. Eser Tipi: Gravür Baskı (Engraving) Sanatçılar: W. H. Bartlett (çizim) ve W. H. Capone (gravür) Konu: Tyre (Lübnan) manzarası Dönem: Bu gravür, Bartlett'in 1838 yılında basılan ünlü seyahat serisi "Syria, The Holy Land, Asia Minor Illustrated" adlı eseri için üretilmiştir. Sanatsal Analiz: Eser, adından da anlaşılacağı gibi, Sur (Tyre) şehrinin karadan görünümünü betimliyor. Ön planda küçükbaş hayvanlarını otlatan figürler, sağda sohbet eden birkaç kişi ve arkada, kente hâkim bir kilise ile Sur’un sakin denizi görülür. Bu çok katmanlı kompozisyon, hem pastoral hem de tarihî bir manzara etkisi yaratır. Teknik Detaylar: Eserin alt kısmında, gravürün kimliğini belirleyen ibareler yer alır. Ortada “Tyre, from the Mainland” başlığı, sol altta “W. H. Bartlett delt.” (delineavit, çizen), sağ altta “W. H. Capone sculpt.” (sculpsit, oyan) notları bulunur. Bu, Bartlett’in sahada yaptığı çizimin Capone tarafından çelik levha üzerine itinayla işlenmiş olduğunu gösterir. Ek bilgiler: Sur (Tyre), antik çağlardan beri Akdeniz'in en önemli liman şehirlerinden biriydi. Fenikeliler’in başkenti olan bu antik kent, M.Ö. 332’de Büyük İskender’in ünlü kuşatmasıyla tarihe geçmiş, Doğu Akdeniz’in ticaret ve kültür merkezlerinden biri olmuştur.““Tyre, from the Mainland” gravürü, Batılı sanatçıların Kutsal Topraklar ve Doğu Akdeniz’in tarihî mirası karşısında geliştirdikleri oryantalist ilgiyi yansıtan önemli örneklerdendir. Eser, Sur'un hem antik hem de 19. yüzyıldaki görünümünü bir arada sunan nadir bir tarihi belge. Kondisyon: 7.5/10 Yaşına ve kâğıdın hassas yapısına rağmen eser iyi korunmuştur. Kâğıt yüzeyinde hafif sararma ve küçük lekeler görülse de, baskının ana hatları ve detayları son derece nettir.
  • Trol veya gırgır teknesini andıran, geleneksel bir bir balıkçı teknesi modeli. Modelin gövdesi, güvertesi ve özellikle kaptan köşkü üzerindeki ince ahşap işçiliği, bu objenin bir zanaatkar tarafından büyük bir özenle ve doğru ölçeklendirmeyle inşa edildiğini gösteriyor. Üzerindeki harf ve sayı kombinasyonları (E 382), modelin ait olduğu gerçek bir geminin tescil numarasını taklit ederek esere otantik bir tarihsel bağ katıyor. Gemi Tipi: Ahşap gövdeli, küçük boyutlu bir balıkçı gemisi veya motorlu tekne (trawler/kutter) modeli. Bu tip tekneler, genellikle kıyı balıkçılığında ve yerel sularda kullanılır. Donanım: Model, destekleyici bir direk ve tek bir yelken ile donatılmış gibi görünüyor, bu da motor gücü yanında rüzgar gücünden de yararlanılan geleneksel bir yapıya işaret ediyor. Güvertede, balıkçılık ekipmanları için kullanılmış olabilecek vinç mekanizması ve duman tahliyesi için kalın bir baca yer alıyor. Gövde, beyaz boyalı üst kısım ve koyu kırmızı/kahverengi bir su hattı altı kısmı (karina) ile klasik bir görünüme sahip. Malzeme: Ana yapıda ahşap kullanılmış, bu da modelin elle yapım kalitesini artırır. Baca, vinç, güverte korkulukları gibi detaylar için metal (pirinç/bakır) ve yelkenler, halatlar için kumaş kullanılmış. Detay Seviyesi: Kaptan köşkünde ahşabın damarları ve pencere çerçeveleri gibi küçük detaylar dikkat çekiyor. Köşkün yanında can simidi ve üst güvertede korkuluklar yerleştirilmiş. Güvertedeki spiral şeklindeki küçük detaylar ve vinç düzeneği, yüksek işçilik kalitesini gösteriyor. Marka/Tescil İşareti: Geminin pruva kısmında, siyah zemin üzerine beyaz harflerle "E 382" tescil numarası belirtilmiştir. Kondisyon: Model, yaşına ve karmaşık yapısına rağmen çok iyi durumda görünüyor. Ahşap yüzeylerde hafif eskime ve renkteki doğal koyulaşma (patina) dışında, önemli bir kırık, kopuk parça veya ciddi hasar belirtisi bulunmamaktadır. Sunum: Model, eseri dik tutmaya yarayan, kırmızı boyalı bir stand üzerinde sergilenmektedir. Kondisyon Puanı: 8.5/10 - El yapımı ve hassas bir model için genel olarak gayet iyi korunmuş.
  • Bu göz alıcı sanat baskısı, geleneksel Çin Zodyak sanatını modern Pop Art estetiğiyle ustaca birleştiriyor. Sadece bir dekoratif obje değil; aynı zamanda Çin astrolojisinin ve yıl döngülerinin felsefi derinliğini kutlayan çağdaş bir yorum. Bu eser, geleneksel ahşap baskı (Woodblock print) tekniklerinin desen zenginliğini taşırken, modern serigrafi tekniklerinin net renk ayrımını ve popüler sanatın enerjisini de yansıtıyor. Altında yer alan el yazmaları ise, eserin özel bir seriye ait olduğunu ve Çin kültürüne ait güçlü semboller taşıdığını gösteriyor. Materyal: Eser, yüksek kaliteli, kalın, beyaz bir sanat kağıdı üzerine basılmış bir grafik sanat çalışmasıdır. Kullanılan mürekkepler parlak, canlı ve opak bir dokuya sahip. Renklerin yoğunluğu ve çizgilerin keskinliği, baskının serigrafi (silkscreen/screen print) veya çok katmanlı linolyum ya da ahşap baskı tekniğiyle üretilmiş olabileceğini düşündürüyor. Kırmızı, pembe, sarı, turkuaz ve fosforlu yeşil gibi renklerin kullanımı ise, esere modern bir estetik katmış. Teknik: Baskı tekniği, özellikle kalın konturlar ve net renk blokları ile karakterize edilen bir stile sahip. Bu stil, hem geleneksel Çin yeni yıl baskılarının (Nianhua) çizgisel yoğunluğunu yansıtıyor, hem de çağdaş sanatın cesur renk paletini kullanıyor. Kompozisyonda kullanılan katmanlar:
    • Arka Plan: Kırmızı bir zemin üzerinde, beyaz tonlarda birbirine dolanan geometrik ve Çince karakter formlarından oluşan yoğun bir desen ağı yer almakta. Bu kompozisyon, geleneksel “Çift Mutluluk” (囍 / Shuāngxǐ) karakterinin stilize edilmiş bir yorumunu andırıyor.
    • Figürler: Bir elin avucunda taşınan kutsal armağanlar (lotus, meyveler, bulut formları) üzerine eğilmiş, Çin Zodyağı’nın Maymun Yılı’nı temsil eden iki maymun figürü yer almakta.
    • Semboller: Maymunların ortasında, Budizm ve Tibet kültüründe önemli bir iyi şans ve uzun ömür sembolü olan, Sonsuz Düğüm (Shrivatsa) bulunuyor. En üstte ise, genelde Üçüncü Göz veya Koruyucu Göz anlamına gelen stilize edilmiş büyük bir göz sembolü var.
    Marka-İşaret: Eserin alt kısmında yer alan el yazıları ve numaralar, baskının orijinalliğini ve serisine ait değerini belirleyen önemli göstergelerdir: 2014/.... : Sol altta yer alan bu ibare, baskının numaralı bir seriye ait kopyalarından biri olduğunu gösteriyor. Çince İfadeler: Orta kısımdaki Çince karakterler, eserin ismini Çince olarak belirtiyor: "如壽獻猴" (Rú Shòu Xiàn Hóu). Bu ifade, "Maymuna Uzun Ömür Dilekleri" benzeri bir anlam taşıyor. Sanatçı İmzası: Çince karakterlerle atılmış bir sanatçı imzası (muhtemelen "Wu / 吳" ile başlayan bir isim) ve hemen sağında elle atılmış bir imza bulunuyor. 2015: Sağ altta yer alan bu tarih, baskının nihai imzalanma veya piyasaya sürülme yılının 2015 olduğunu ifade ediyor olabilir. Diğer bir deyişle, eser, 2014 yılında basılıp, 2015'te imzalanmış bir baskı olabilir. Yıl Listesi: Arka yüzde listelenen yıllar (1932, 44, 56, 68, 80, 92, 04, 16, 2028), Maymun Yılı döngülerini temsil ediyor. "Like a temple offering to Monkey" (Arka Yüzde): Görselin arka yüzünde yazan bu ifade, "Maymuna Sunu Gibi" benzeri bir anlam taşıyor. Kondisyon: 10/10 Baskı kağıdı temiz ve beyaz; herhangi bir leke, sararma ya da nem izi bulunmamakta. Baskı yüzeyi keskin, renkler canlı, mürekkepte dökülme veya çatlak yok. Kağıdın kenar ve köşelerinde kırışıklık veya kat izine rastlanmaz.
  • Bu set, Türk havacılık tarihinin nadir ve özel örneklerinden birini sunmaktadır. İçinde, 1960’lar ve 1970’ler gibi havacılık teknolojisinin hızla geliştiği bir döneme ait, yerli üretim bir pilot kaskı, ithal eldivenler, bir omuz çantası ve çeşitli ekipman parçaları yer alır. Bu set, bir dönemin pilotuna ait kişisel eşyaları ve onun hikayesini yansıtan bütüncül bir koleksiyon özelliği taşır. Materyal: Kaskın dış kabuğu, muhtemelen fiberglas esaslı sert bir malzemeden üretilmiş olup dış yüzeyi beyaza boyanmıştır. İç kısmında, pilotun konforu ve güvenliği için koruyucu köpük ve deri astarlar yer almaktadır. Özellikle çene altı kayışları ile kulaklık bağlantı bölümlerindeki metal ve plastik aksamlar, dönemin standartlarına uygun sağlam bir işçilik sergilemektedir. Ayrıca sette, koruyucu olarak kullanılan yün başlık da bulunur. Marka/İşaret: Kaskın arka-alt kısmında “MADE IN TURKEY” ibaresiyle birlikte “MFRC CODE T0083” kodu yer almaktadır. Bu MFRC kodu, Türk Hava Kuvvetleri envanterine o dönemde malzeme sağlayan üretici kuruluşları temsil eder. Yaptığımız araştırmalarda, 1960’lı yıllarda Türk Hava Kuvvetleri’ne ürün tedarik eden T0083 kodlu firmayla ilgili kayıt bulunamamıştır. Kaskın yan bağlama kısmında yer alan seri numarası “60C4461” kodu ise, üretim dönemine ait teknik bir bilgidir. Yumuşak deri ve yün karışımından üretilen ithal eldiven takımı, dikiş kalitesi ve formu itibarıyla pilotun kokpit kontrollerinde hassas hareket kabiliyeti sağlayacak şekilde tasarlanmıştır. Kondisyon: 7/10 Kask genel olarak iyi durumdadır. Dış yüzeyde kullanıma bağlı boya dökülmeleri ve çizikler, kenarlarda ise hafif aşınmalar görülmektedir. Eldivenler az kullanılmış olup üzerlerinde herhangi bir yırtık veya sökük bulunmamaktadır.
  • Bu parça, günlük kullanıma yönelik objelerin bile dönemin zarafetini nasıl yansıttığını gösteren, incelikli bir aksesuardır. Art Deco veya Edwardian dönemi sadeliğini çağrıştıran bu metal sigara tabakası, guilloché (motorla işlenmiş) tekniğiyle bezenmiş yüzeyi sayesinde ışığı zarifçe yansıtır. Minimalist ve düz hatlı tasarımı, hem sigara tutkunları hem de vintage aksesuar koleksiyonerleri için cazibe sunar. Tip: Sigara Tabakası (Cigarette Case). İşçilik: Dış yüzeyde estetik ve ince bir çapraz çizgi deseni (engine-turned pattern) Malzeme: Gümüş veya gümüş alaşımıdır. Boyutlar: Ağırlık: Kondisyon: Dış yüzeyde, görselde belirgin bir çizik veya deformasyon bulunmuyor, ancak kullanım hissi alınabiliyor.
  • Auguste Moreau imzalı, Eros heykeli. Elinde yayıyla bir sonraki hedefini arayan kanatlı bir aşk tanrısını tasvir eder. Tabanında A. Moreau imzası ve bir plaket bulunmaktadır. Plakette "L'Art Bronze - Qualite France" yazılıdır. Bronz bir kaide üzerine yerleştirilmiştir. 29 x 9 cm.
    Kondisyon: 10/10
    Provenance: G. B. koleksiyonu
    Değerlendirme notu: Auguste Moreau (1834 – 1917), Dijon'da doğmuş bir Fransız heykeltıraştır. Heykeltıraş ve ressam Jean-Baptiste Moreau'nun üçüncü ve en küçük oğlu olan Auguste, ağabeyleri Hippolyte ve Mathurin ile birlikte heykel çalışmaları yapmaya başladı. Auguste Moreau, 1861'den 1913'e kadar düzenli olarak sergilere katıldı. Bronz heykellerinin konularını genellikle mitolojiden, pastoral veya alegorik sahnelerden seçti.
     
  • Thomas Stevens (1828-1888), geç Viktoryen - atlılar ve av temalı, "The Start" isimli, çerçevelenmiş  ipek dokuma resim. 1875-1888 arasında üretilmiş. Üretim yeri Coventry-İngiltere. Alt kenarda, "Woven in silk by Thomas Stevens, Inventor and Manufacturer, Coventry and London, (Registered) (Mucit ve İmalatçı Thomas Stevens, Coventry ve Londra tarafından ipekle dokunmuştur, (Tescilli)" ibaresi yer alıyor. 20 x 12 cm. (28 x 20 cm.)
    Kondisyon: 10/10
    Provenance: Y. C. koleksiyonu
    Değerlendirme notu Thomas Stevens 1828 yılında Coventry yakınlarındaki Foleshill'de doğdu. Genç yaşta kurdele yapımı üzerine çalışmaya başladı. 1854 yılında kendi dokuma işini kurdu. Kısa süre içinde jakarlı dokuma tezgahlarında çok renkli resimler üretmeye başladı. İlk ürünleri (1862'den itibaren) ipek dokuma kitap ayraçlarıydı. Ayraçların ticari başarısı büyük oldu. Stevens, 15 yıl içinde 900 farklı tasarımı tescil ettirdi. 1870'lerin ortalarında, ilk resim tasarımları üzerinde çalışmaya başladı. 1879'da York Güzel Sanatlar Sergisi'nde bu tasarımlarını halka sundu. Sonraki yirmi yıl boyunca her zevke hitap edebilecek çeşitlilikte yaklaşık 200 farklı tasarım üretti. Buna ek olarak, sevgililer günü, Noel ve doğum günü kartları, okullar ve dernekler için rozetler de dahil olmak üzere her türlü üretimi denedi. Talebi karşılamak için 1878'de Londra'da bir şube açıldı. Thomas 1888'de öldü ve 1908'de iş özel bir limited şirket haline gelene kadar iki oğlu işi devraldı. Stevengraph Works, binanın Alman savaş uçaklarının Coventry saldırısı sırasında tamamen yıkıldığı 1940 yılına kadar üretime devam etti. Stevengraph resimleri açısından en üretken dönem 1879 ile 1905 yılları arasındaydı. Kraliyet ailesi, ordu, jokeyler, politikacılar, sporcular ve ileri gelenler de dahil olmak üzere birçok kategori ele alındı. İpek üzerine dokunan sahneler arasında binalar ve sergiler, tarihi ve klasik konular, avcılık, spor, gemiler, itfaiye araçları ve trenler yer alıyordu. Stevengraph'ların her biri geç Viktorya dönemini sembolize ediyordu. 1930'lara gelindiğinde Stevengraph'lar koleksiyonluk öğeler olarak görülmeye başlandı. Ancak hobinin eksantrik olduğu düşünülüyordu ve çoğunlukla kadın koleksiyoncularla sınırlıydı. İkinci Dünya Savaşı sırasında Stevens fabrikasının ve tüm Stevengraph'ların kayıtlarının yok olması, erkek koleksiyoncuların bu hobiyi edinmesine neden oldu. Buna bağlı olarak Stevengraph'lar değer kazandı. Stevengraph Koleksiyoncular Derneği, 1954 yılında New York Eyaleti, Irvington-on-Hudson'da Lewis Smith ve 19. yüzyılın ikinci yarısında üretilen ipek dokumalarla ilgilenen birkaç kişi tarafından kuruldu. Grup özellikle Thomas Stevens'ın çalışmalarıyla ilgileniyordu.
     
  • Hat üstadı...
    • İmzalı
    • Kağıt, sulu boya
    • 22x42.5cm.
    _____________ Bekir Er (1975- ) Ankara'da doğdu. Mövsim Orucov’un atölyesinde 6 yıl kara kalem, sulu boya ve yağlı boya dersleri aldı. 1989 yılında Yasin Suresi'nin bir levhasını gördü ve ilgisi hat sanatına yöneldi. İstanbul'da Reisü'l-Hattatin Hasan Çelebi'den meşk edip, sülüs ve nesih yazılarda icazetini aldı. Halen Ankara Hamamönü'ndeki atölyesinde Hüsn-i Hat dersi vermeye devam ediyor. Ankara ve İstanbul'da muhtelif sergilere katıldı. Çok sayıda  koleksiyonda eserleri mevcuttur.
  • F.T. koleksiyonu. Herend marka tavşan figürü.
    • (Genişlik: 34mm,) (Yükseklik: 102mm.) (Uzunluk: 52mm.) (Ağırlık:0.05kg.)
    • Porselen, no: 2545
    • El yapımı, el boyası, yapımcı rumuzu: JA
    • Balık pulu desenli
    • Hayvan serisi kod: 5325-VH (Kırmızı)
  • Tutum Bankası saatli kumbara. 1963 öncesi... Metal kasa, 11 x 9 x 5 cm, Nacar marka saat mekanizması. Saatin kurulabilmesi için kumbaraya para atılması gerekiyor. Saatin düzgün çalışabilmesi için mekanizma devre dışı bırakılmıştır. Saat mekanizması gayet düzgün çalışmaktadır.
    Kondisyon: 8/10 (Metal dış yüzeyde yer yer küçük oksitlenmeler mevcut.)
    Değerlendirme notu: 1948 yılında kurulan bankanın, 20 Mayıs 1963 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile tasfiyesine karar verilmiştir. 4 Temmuz 1963'te tasfiye işlemleri Türkiye Emlak Bankası nezaretinde yapılmıştır. Sadece 15 yıl faaliyette kalan bir bankaya ait olduğundan çok nadir rastlanmaktadır.
     
  • Pirinç, barok, şömine saati. Zarif işlemeler, el yapımı, arka kapakta üzüm salkımları ile çevrelenmiş çift başlı kartal (bizans kartalı) oyması. Kadranda zarif çiçek işlemeleri ve Goldbühl markası yer alıyor. Alman yapımı, 1950'li yıllar. 46 x 26 x 8 cm.
    Kondisyon: 10/10
    Provenance:
    Değerlendirme notu: Sıradışı ve koleksiyonluk vintage saat tam çalışır durumda. "Goldbühl", 1949'da kurulan ve 1976'da iflas nedeniyle kapanan saatin yapımcı firması Fichter KG'nin bulunduğu Villingen'deki bir tepenin adıdır. Fichter KG bu tepenin ismini kendi ticari markası olarak belirlemiştir.
     
  • Fenerbahçe Spor Kulübünün kuruluşunun 100'üncü yıl anısına piyasaya sürülen 1907 markalı, limited rakı. İçerisinde yeşil etiketli Efe yaş üzüm rakısı vardır. 1907 rakısı sadece 100 bin şişe üretilmiştir. Müzayedeye sunduğumuz şişe 75.523 numaralıdır.
    Kondisyon:10/10
    Değerlendirme notu: Etiketinde ağırlıklı olarak altın sarısı ve lacivert renkler kullanılan 1907 Rakısı  dünya standartlarındaki şişe tasarımı ile koleksiyoncuların gözdesidir.
     
  • 6 Rus cloisonné mineli kaşık. 84 Zolotniki damgalı. Mikail Zorin imzalı (M3). 1889-1908 dönemi. 875 ayar gümüş üzerine altın kaplama ve çok renkli, çiçekli mine kakmalı dekoratif kaşıklar. 10 x 2 cm. 14 gr. (toplam 84 gr.)
    Kondisyon: 10/10
    Provenance: M. P. koleksiyonu
    Değerlendirme notu: 84 zolotniki 875/1000 veya 875 standart gümüşe ve 88 zolotniki 916/1000 veya 916 standart gümüşe eşdeğerdir. Rus gümüşü olağanüstü kalitesiyle ünlüdür. Rus gümüşü söz konusu olduğunda, 56, 72, 84, 88, 92 ve 96 Zolotniki damgası bulunur. Ayrıca Mikail Zorin imzalı (M3) sanatçı imzası bulunuyor.
     
  • Hat üstadı ...
    • İmzalı
    • Kağıt, sulu boya
    • 23x17.5cm.
    _____________ Bekir Er (1975- ) Ankara'da doğdu. Mövsim Orucov’un atölyesinde 6 yıl kara kalem, sulu boya ve yağlı boya dersleri aldı. 1989 yılında Yasin Suresi'nin bir levhasını gördü ve ilgisi hat sanatına yöneldi. İstanbul'da Reisü'l-Hattatin Hasan Çelebi'den meşk edip, sülüs ve nesih yazılarda icazetini aldı. Halen Ankara Hamamönü'ndeki atölyesinde Hüsn-i Hat dersi vermeye devam ediyor. Ankara ve İstanbul'da muhtelif sergilere katıldı. Çok sayıda  koleksiyonda eserleri mevcuttur.
  • F.T. koleksiyonu. Herend, bir çift kuğu ve çift ördek.
    • Kuğular: (Uzunluk: 130mm, ve 900mm.) (Yükseklik: 55mm. ve 100mm.) (Genişlik: 90mm. ve 90 mm.)
    • Çift ördek: (Uzunluk: 110mm.) (Yükseklik: 75mm) (Genişlik: 79mm.)
    • El yapımı, el boyası
    • Balık pulu desenli
  • Charlie Chaplin'in bir dikey portre kartı ve yakın dostu Rus balerin Anna Pawlowa ile birlikte bir oval portre (doppelbildnisse) kartından oluşan iki limited Ross Verlag kartpostalı. 1163/2 ve  1843/1 numaralı kartlar. Bu numaralara göre basım yılları 1927-1928 14 x 9 cm.
    Kondisyon: 10/10
    Provenance: F. K koleksiyonu
    Değerlendirme notu Heinrich Ross, 10 Ağustos 1870'de Avusturya-Macaristan'ın (şimdi Çek Cumhuriyeti'nin bir parçası) Rokytno'da doğdu. 1905-07 civarında Almanya'nın Berlin kentindeki Rotohot kartpostal yayıncılık şirketinde dağıtım sorumlusu olarak çalışmaya başladı. 1919'da Ross Verlag adını taşıyan kartpostal şirketini kurdu. Ross Verlag ilk olarak "Ross" Bromsilber Vertriebs GmbH (sınırlı sorumlu şirket) olarak biliniyordu; bu, temel olarak "gümüş bromür (fotoğraf kartpostal işlemi) satan Ltd. şirket" anlamına geliyordu. Başlangıçta Ross kartpostal dağıtıcısı olarak çalışıyordu, ancak kısa süre sonra yayıncı (verlag) oldu. Ross adı ilk olarak  225 numaralı kartta göründü. Daha tanıdık olan Ross Verlag logosu ilk kez 1920'lerin başında ortaya çıktı. Kartın ön yüzünde şu yazı vardı: Verlag "Ross" Berlin SW68. Verlag, yayıncılık şirketi anlamına gelen Almanca kelimedir. SW, Güneybatı anlamına gelir ve 68, Berlin'in o bölgesinin alan kodudur. Ross Verlag Yahudilerin işlettiği bir işletmeydi. Adolf Hitler ve Nasyonal Sosyalist Parti (Naziler) iktidara geldikten bir süre sonra, Heinrich Ross, Ross Verlag'ı kaybetti, Nasyonal Sosyalist Parti iktidarı şirkete el koydu ve Ross sonunda Amerika'ya taşındı. 1937 civarında, Ross Verlag firması hükümete ait Tobis Filmkunst GmbH olarak bilinen bir film şirketinin yan kuruluşu haline geldi. Ross Verlag adı savaşla ilgili propaganda kartpostallarında geçmeye başladı. Nazilerin şirketin Yahudi sahibinin adını muhafaza etmesi muhtemelen stüdyolarla görüntülerin çoğaltma haklarına ilişkin yaptıkları sözleşmeleri ve dünya çapındaki dağıtım sözleşmelerini kaybetmek istememeleri ile ilgiliydi. 1941'de ABD'nin savaşa girmesiyle birlikte isim Film Foto Verlag olarak değiştirildi. Savaş sonrasında ise Ross Verlag'ın adına bir daha rastlanmadı.
     
  • Kolçakları ve sırtlığı hazeranlı çift koltuk Ceviz, el oyması. El örmesi hazeran. 87 x 43 cm. Menşeinin İtalyan olduğu değerlendirilmektedir.
    Kondisyon: 9/10
    Provenance: Ercüment Ulay koleksiyonu
     
  • Cornelis De Bruyn (1652-1727)
    • Voyage au Levant Reizen van Cornelis de Bruyn door de vermaardste deelen van Klein Asia...
    • Felemenkçe, 1698, 1. baskı
    • Gravür 38: Türklerin günlük kıyafeti
    • Gravür 39: Yeniçeri ve kıyafeti
    • Çok nadir
    • Bakır baskı
    • El (kök) boyası (*)
    • 31x 19 cm (çerçeveli 46 x 33.8 cm)
    (*) Kıyas yöntemiyle yaptığımız tespite göre gravürler 1700’lü yılların ilk yarısında elle renklendirilmiştir.
    • Gravür, 19/100
    • İmzalı
    • Anadolu İzlenimleri Üstüne Çeşitlemeler, A
    • 45x35cm.
    ______________ Devrim Erbil (1937-)
    • Profesör, Balıkesir doğumlu.
    • İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Resim Bölümü (1955-1959)
    • Galeride Halil Dikmen’in, atölyede Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun öğrencisi oldu.
    • Bedri Rahmi’nin gözlem, izlenim ve sabır telkinlerine son derece bağlı olan Erbil, resim yüzeyini hep bir deneme alanı olarak görecektir.
    • Erbil, Bedri Rahmi’yi şöyle anlatır: “Ailesi ile iç içe yaşadım. Asistanıydım. Çok yakınındaydım. Nedim Günsür, Turan Erol, Orhan Peker onun atölyesindendik.”
    • Devrim Erbil, 1963 yılında Altan Gürman, Adnan Çoker, Sarkis ve Tülay Tura (Börtecene) ile birlikte “Mavi Grup”u kurar. Mavi Grup, 1963 yılındaki tek serginin ardından dağılır.
    • 60’lı yılların ortalarına kadar Paul Klee etkisini taşıyan eserler ortaya çıkarır. Bu döneminde düz yüzeyler kullanır ve soyutlamacı anlayışla ilerler.
    • Doçent (1970), profesör (1981).
    • İstanbul Resim Heykel Müzesi Müdürlüğü (1979-1982), Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü Başkanlığını 1985-1988), Yıldız Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde Bölüm Başkanlığı (1988 ile 1990), Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekan Yardımcılığı (1990).
    • Devlet sanatçısı (1991)
    • Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinden emekli (2004)
    • Devrim Erbil Atölyesi’nden mezun olan öğrencileri arasından rastgele seçtiğimiz isimler şöyle: Murat Akagündüz, Merih Akçam, Muza󰁦er Akyol, Mehmet Alagöz, Cihat Aral, Bala Arıduru, Memiş Aslan, Nüvit Artu, Tomur Atagök, Aydın Ayan, Can Ayan, Faruk Cimok, Sibel Çakar, İsmet Çavuşoğlu, Yıldız Çiftçi, Emin Çizenel, Tanju Demirci, Selçuk Fergökçe, Bahri Genç, Umut Germeç, Selçuk Günay, Türksal İnce, Kemal İskender, Alp Tamer Ulukılıç…
    • Devrim Erbil’in Türk sanat tarihindeki yeri şöyle anlatılır: ”Akademi, 1970 yılında dönüşüm geçirir. Çünkü o yıl Cevat Dereli, Nurullah Berk, Ali Çelebi ve Zeki Faik İzer emekli olur. Boşalan atölyelere Devrim Erbil, Adnan Çoker, Özdemir Altan ve Dinçer Erimez atanır ve bu dört yeni doçent yeni bir eğitim sistemi kurmak için araştırmalara yönelir.”
    • Gravürden tuvalden baskıya, ahşaba, seramiğe, vitraya, mozaiğe, halıya kadar çok çeşitli malzemeyle çalışır.
    • Türkiye’de adına ilk monografik müze kurulan sanatçıdır. (2004, Balıkesir)
    • Eserleri çok sayıda müzede sergileniyor.
  • 19. yüzyıl sonu, müzik kutusu mekanizmalı, alarm fonksiyonlu masa saati. El oyması ceviz kasa, sırlı pirinç çerçeve, pirinç süslemeler, porselen kadran. Saat ustası L. Alexandre tarafından Fransa'da imal edilmiştir. Arka kapağında Fransızca kullanım kılavuzu ve garanti şartları yer alıyor. 45 x 25 x 12 cm.
    Kondisyon: 9/10
    Provenance: V. A. koleksiyonu
    Değerlendirme notu: Müzayedeye sunduğumuz antika saatin arka kapağında "Horlogerie de Besançon" ibaresi yer alıyor. Besançon Fransa'nın doğusunda bulunan bir şehirdir. Besançon, Cenevreli Laurent Mégevand'ın 18. yüzyıl sonlarında şehire yerleşerek saat fabrikası kurmasıyla saat teknolojisinin merkezi haline geldi. 19. yüzyıl ortalarına gelindiğinde Fransız saatlerinin yüzde 99'u bu fabrikada üretiliyordu. İşgücünün kalitesi ve olağanüstü saatlerin üretimi , Besançon şehrini Fransız saatçiliğin başkenti haline getirdi. Yine arka kapakta, saatin müzik kutusu mekanizmasının çaldığı iki şarkının ismi bulunmaktadır: "Partons mon amour" ve" Elle pensait a autre chause"
     
  • 19. yüzyıl sonu, Viktoryen altın kaplama Lorgnette katlanır okuma gözlüğü. Lorgnette'in kulp ve kenarında minimal tasarımlı desenler bulunmaktadır. Kolay saklama için katlanır ve yan tarafındaki yaylı hareket düğmesiyle açılır. Katlandığında 10 cm. Açıldığında 15 cm. Ağırlık 20 gr.
    Kondisyon: 9/10
    Değerlendirme notu: Lorgnette gözlükler,  kulak çevresine veya buruna takılmak yerine, sapla yüzün önünde tutulacak şekilde tasarlanmış antika çerçevelerdir. İlk imalatı 1700'lü yıllara tarihlenirken, popülerleşmesi 1800'lü yıllara uzanır. Lorgnette, Fransızca yan gözle bakmak anlamına geliyor. Bazı kaynaklara bu gözlüklerin mucidi İngiliz bilim adamı George Adams'dır. Alternatif bilgiler ise küçük oğul George Adams'a işaret etmektedir. Lorgnetteler 18. yüzyılda daha çok aksesuar olarak kullanılmıştır. Modaya uymaya çalışan kadınlar Lorgnette'leri normal gözlüklere tercih etmiştir. Aralarında Windsor düşesi Wallis Simpson'un da olduğu pek çok ünlü Lorgnette koleksiyonu yapmıştır. Hatta bu koleksiyonlardan kaynaklı olarak 1950'lerde Cartier gibi önemli moda tasarımcıları lüks Lorgnette'ler üretmiştir.
     
  • Kauffer'in 1776 tarihli astronomik Efes haritası... (*)
    • Marie Gabriel Florent Auguste de Choiseul Gouffier (1752 – 1817)
    • Eser: Voyage-Pittoresque de la Gréce, 120. plan, 1782, Paris
    • Harita: François Kauffer (1758-1801) (**)
    • Gravürcü: J.Perrier
    • Nadir…
    • 35 x 22.5 cm.
    • Bakır baskı
    • Döneminin el (kök) boyası
    • Kondisyonu: Çok iyi
    (*) Efes ve civarı haritası, Choiseul-Gouffier’nin  1776’daki Antik Yunan coğrafyasına yaptığı araştırma gezisi sırasında çizilmiştir. Ancak bu haritayı - Gouffier'in kitabında yayınlandığı halde- François Kauffer'in adıyla sunmayı tercih ediyoruz. Çünkü haritaya değer katan bizatihi Kauffer'in elinden çıkmasıdır. Rus askeri arşivinden çıkan belgelere göre Kauffer, uzun yıllar Rus istihbaratı için çalışır. Başta kaleler olmak üzere haritacılık ve diğer askeri yapıların inşasında III. Selim'i yönlendiren mühendis olarak tarif edilmektedir. Öte yandan Kauffer, 1776 yılında İstanbul'un ölçülü ilk haritasını (1/25.000 ölçekle) çizen mühendistir. Sonraki yıllarda çizilen tüm haritalara da ilham kaynağı olur. (Ref: Oya Şenyurt, Tarih İncelemeleri Dergisi XXVIII / 2, 2013, 487-521) ---------------------- Kauffer Ruslara hangi bilgileri sattı? François Kauffer’in en erken 1792 yılına tarihlenen Osmanlı kalelerinin çizimlerinin Rus arşivlerinde yer aldığı araştırmacılar  tarafından  tespit  edilmiştir. Kalelere ait ek yapılarla, stratejik önem arz eden pek çok bölgenin haritasının Rus arşivlerindeki tasnifte yer alması önemlidir. Kauffer, Ruslara verdiği bu bilgilerin  ötesinde  kale  yapımları  konusunda  Osmanlı  yönetimini yönlendirmekte  ve  inşaatların  gidişatını  denetlemekteydi.  Bu  sebeple,  inşaat pratiğine  dair eksikleri  ve  sorunları  da  bilmekteydi. Diğer  bir  deyişle,  kale savunmasında zafiyet gösterecek yapı bölümlerine dair detaylı bilgisi olduğu görülmektedir.  Bu  bakış  açısıyla,  Ruslarla  ilişki  kurduğu  sürece  bu  bilgileri sözlü olarak da aracılarla paylaşmış olabilir." "Kauffer’in Ruslarla siyasi ilişkisinin sınırları tam olarak bilinmemekle birlikte, daha geç dönemlerdeki çalışmalarını Ruslarla paylaştığı tespit edildiğinden, İsmail Kalesi’nin de savunma zafiyeti gösteren noktalarının Kauffer tarafından Ruslara bildirilmesi olasılıklar arasında yerini almaktadır. 1790 yılında yazıldığı tahmin edilen ve bu öngörüyü destekleyen bir belgeye göre, Mühendis Kauffer’in, Akkirman Kalesi’nin kontrolü için kaleye Bina Emini Hasan Ağa ile birlikte gideceği, bir sene öncesinde de İsmail, Kili ve çevresini kontrol etmek için gönderildiği, harcırahtan ayrı olarak Kauffer’e 5000 kuruş verildiği bilgisine ulaşılmaktadır. François Kauffer’in Ruslara sunduğu haritaların Karadeniz’in en önemli limanları  ve  kaleleri, gerek Anadolu bölümü gerekse  batı bölümü hakkında kapsamlı ve önemli  bilgiler  içerdiği  görülmektedir.  Bu  haritalarda, boğazlar hakkında stratejik bilgilerin mevcut olduğunu saptamak mümkündür. Kauffer birinci  elden  şahsen  topladığı  bilgiler  dışında  başka  kişiler  tarafından oluşturulan haritalara da sahiptir. (Ref: Oya Şenyurt, Tarih İncelemeleri Dergisi XXVIII / 2, 2013, 487-521) *** Astronomi haritası neden önemli? "Haritacı, haritasını yaparken kurduğu iskeletin (ülke nirengi ağının) bazı noktalarının enlem, boylam, azimut gibi büyüklüklerini ölçmek ve bunları büyük ağ dengelemesinde dikkate almak, bu değerlerden çekül sapması miktarını hesaplayarak bunu çok hassas olması gereken elipsoid üzerindeki hesaplamalarda kullanmak zorundadır. Daha önceleri yapılan tüm yerel ağlarda Kutup Yıldızı gözlemlerinden yararlanarak nirengi ağının bir kenarının coğrafik kuzeyden olan ve azimut diye adlandırılan açısını ölçmek ve hesaplama sonunda bulduğu değerle haritasını yönlendirebilmesi gerekmekteydi. Bunun için gerek Kutup Yıldızı ve gerekse diğer gök cisimlerinin koordinatlarının verildiği yıldız kataloglarına gereksinim vardır. Diğer taraftan yer elipsoidinin büyüklüğünü saptamak amacı ile jeodezik çalışmalara ek olarak astronomik çalışmaların da yapılması gerekir. Bir meridyen uzunluğu nirengi ile ölçülürken bu uzunlukların uçlarında enlem ölçerek ve bu işlemi en az iki yerde yaparak elipsoid boyutları saptanmıştır. Yeryuvarının biçimine en uygun geometrik şekil olarak bir dönel elipsoid düşünülmüş olup halen kullandığımız Uluslararası Hayford elipsoidinde jeodezik ölçülere ek olarak 381 enlem, 131 boylam ve 253 ü azimut olan toplam 765 astronomik gözlem dikkate alınmış ve 32 Laplace noktası başlangıç azimutunun düzeltmesinde kullanılmıştır. Son zamanlarda yapılan ölçülerde Doppler ölçüleri ve bu amaç için atılan uydulardan yararlanarak GPS (Global Positionig System) ile konum saptanmaktadır." Ref: Prof.Dr. Muzaffer Şerbetçi, Türk Haritacılığının 100. kuruluş yılı anısına, İstanbul, 1999
  • Osmanlı tapu...
    • Nazaroğlu Hacı Karabet kızı Serbuhi Hatun'a ait tapu (*)
    • Tekirdağ (Filyos) tarla tapusu 1/6 hisse
    • 59.5 x 33 cm.
    • Kondisyonu çok iyi durumdadır.
    (*) Karabet isim ya da soyadının Anadolu Ermenileri arasında yaygın olduğu dikkate alınarak, Serbuhi Hatun'un Türkiye Ermenisi olabileceği değerlendirilmektedir.
  • Gone with the Wind (Rüzgar Gibi Geçti) 70. yıl koleksiyon edisyonu. Limited edition. 150.000 baskının 50968 numaralı edisyonu. Kadife kutusu içinde 4 adet disk blue - ray seti, 52 sayfadan oluşan fotoğraf kitabı, 10 adet 13 x 18 cm. suluboya reprodüksiyonları, 1939 orijinal programının reprodüksiyonu, Film müziği CD’si, filmle ilgili belge ve mektuplar.
    Kondisyon: 10/10
    Provenance:A. B. koleksiyonu
     
  • Waterman Serenite dolma kalemi, dengeli çizgisi, kıvrımlarının uyumu, tasarımı, masif gümüş yüzüğü ve lüks kaplamalarıyla benzersiz teknik özelliklere sahiptir. Siyah değerli reçine, som gümüş. Uç malzemesi: 18 Karat, 18 K 750 - Waterman-Paris. 14,30 x 1,40 cm Orijinal kutusunda, belge ve sertifikaları tam. 2x8 (siyah ve mavi) yedek kartuş mevcut. Gümüş menteşeli klips ve özel geçmeli kapak. (Başlık gövdenin arka kısmın tam yerleştirilebilir)
    Kondisyon: 10/10
    Provenance: M. Ü.
    Değerlendirme notu: Waterman, 1883'ten beri Paris'te faaliyet gösteren lüks kalem üreticisi olarak dünya çapında tanınıyor. Her  kalem elle monte edilmektedir. Kuruluşundan bu yana çıkarttığı her koleksiyon Paris kültürünün özelliklerini yansıtır. Müzayedeye sunduğumuz kalem, 2008 koleksiyonunun bir parçasıdır.
     
  • II. Abdülhamid’in tahta çıkışının 30. yıldönümüne atıfla Bursa'da 19 Ağustos 1322 (31 Ağustos 1906) tarihinde "Mamulât ve Mahsûlât Sergisi" düzenlenir. (*) Müzayedeye sunduğumuz deri cüzdanın, Mamulat Sergisi için özel olarak imal edildiği tahmin edilmektedir. Mamulat Sergisi’nde şekercilik ve pastacılıktan, mücevherata, dericilikten orman ve maden işlerine, güzel sanatlardan Kütahya çinilerine kadar 21 farklı alanda ürün sergilenerek satış yapılır. (**) Sergiyi, Almanya, Fransa, İngiltere ve Avusturya gibi ülkelerden çok sayıda kişinin gezdiği belirtilmektedir. (***)
    • Dana derisi cüzdan üzerinde Osmanlıca şu ifadeler yer alıyor:
    Mamulat-ı Dahiliyye (Yerli imalat) Hakkı Sabri Biraderler. Uzunçarşı'da 108 numara. (****) Cülus-ı Sultaniyye Yadigarı (Sultanın tahta geçmesi...)
    • Latin harfleriyle yeralan ifade ise şöyle:
    Souvneir Cosp / Lee (*****) Vasıflar ----------------------
    • Dana derisi
    • Deri iple tırtıl işleme benzeri yöntemle dikilmiştir. Sonrasında yapılan tadilatta pamuk ipliği kullanılmıştır.
    • Çıt çıtları makinasız - elle basılmıştır.
    • Kapalı hali, 117 mm. x 180 mm. / Açık hali: 270 mm. x 180 mm.
    (*) Cafer Çiftçi, Uludağ Üniversitesi, Fen - Edebiyat Fak. Sosyal Bilimler Dergisi, yıl: 14, sayı: 24, 2013/1 (**) Hüdâvendigâr Vilâyeti Salnâmesi, 1325 (1907-1908), s.290. (***) Bursa Gazeteciler Cemiyeti, http://bgc.org.tr/ansiklopedi/bursa-sergisi.html (****) Evliya Çelebi seyahatnamesine göre Bursa - Uzun Çarşı’da 9.000 dükkan faaliyet göstermektedir. Deri cüzdanı imal eden Hakkı Sabri Biraderler'in de 108 kapı numaralı dükkanda çalıştıkları anlaşılıyor. (***) Souvenir (hatıra eşya) kelimesi yerine "souvneir" kelimesinin yanlışlıkla basılmış olabileceğini tahmin ediyoruz. Ayrıca "Cosp / Lee" ifadesinin de Latince Constantinopolis'e (İstanbul''a) işaret ettiğini düşünüyoruz.  Özellikle Fransız, Venedik, Ceneviz gibi ülke menşeili objelerde "Cons - Ple" benzeri kısaltmalarla karşılaşılır.  Latin köklü dillerden Osmanlıca'ya çeviride transkripsiyon hatalarına sık sık tesadüf edilir.. Latince Constantinople ya da Kostantiniye kelimelerinin  Osmanlı Türkçesi'nde ( قسطنطينيه) Kostantînīyye olarak kullanılması tipik bir örnektir. Özel not --------------------------------- II. Abdülhamit'in tahtı çıkışının yıldönümü anısına imal edilen deri cüzdan, yukarıda okuduğunuz katalog bilgileriyle ilk kez müzayedeye çıkıyor. Bilgileri başka mecralarda kullanmanız halinde Maarif Sahaf Antika Galerisini referans göstermenizi öneririz.
  • A.B. koleksiyonu. 100 yıldan daha uzun süredir aile tarafından muhafaza edilmiştir. Mermi kutusu üzerinde şu ifadeler yeralıyor.
    • Ordu Zabitanı tabancasına mahsus
    • Fabrik Nasyonal
    • 9 milimetre
    • Adet 25
  • Smart Set, Williams Electronic Games Inc. tarafından 1969’da üretildi. Model: 363 Limited... Üretilen 4500 makineden birisi. Norm Clark tarafından tasarlandı ve Christian Marche tarafından resimlendi. . Elektro - mekanik, tropikal temalı, 4 oyunculu tilt (pinball) makinesi. Ön panelde yer alan plakalar (kullanım kılavuzu - mode d'emploi ve jeton bilgileri içeren plakalar) Fransızca. 178 x 135 x 77 cm.
    Kondisyon: 9/10
    Değerlendirme notu: Tilt makineleri, bir topun özel olarak tasarlanmış bir masaya fırlatıldığı, burada çeşitli engellerden sektiği, yolda veya durduğunda puan kazandığı bir oyun ailesidir. Topun içinde durması halinde puan kazandıran oyuklar veya cepler vardır. Günümüzde tilt, en yaygın olarak, topun tilt makinesi olarak bilinen özel olarak tasarlanmış bir kabine ateşlendiği, tasarımına bağlı olarak çeşitli ışıklara, tamponlara, rampalara ve diğer hedeflere çarptığı bir oyundur. Oyunun amacı genel olarak top düşmeden önce bu hedefleri vurarak ve paletlerle çeşitli atışlar yaparak mümkün olduğu kadar çok puan toplamaktır. Tarihsel olarak en büyük tilt makinesi üreticileri arasında Bally Manufacturing, Gottlieb, Williams Electronics ve Stern Pinball bulunmaktadır. Tilt makinelerinin tarihi, tilt makinesinin tanımına bağlı olarak değişir, örneğin: Steven L. Kent gibi bazı araştırmacılar, tarihin 1930'larda Gottlieb'in Baffle Ball'u ve Raymond Maloney'nin Ballyhoo'sunun büyük miktarlarda üretilmesiyle başladığını iddia etmektedir. Tilt tarihçisi Roger Sharpe, kökeninin Montague Redgrave'in yaylı piston ve oyun alanı zilleri (1871) patentlerinde yattığını ileri sürer. Richard M. Bueschel'in yazdığı tilt oyunları tarihi ise, bowling oyunlarının masa versiyonlarının icat edildiği 1500'lü yıllara kadar uzanır. Ancak 1930'larda elektrifikasyonun dahil olmasıyla bildiğimiz tilt makineleri tasarımı olanaklı hale gelmiştir. Los Angeles, California'daki Pacific Amusements, 1933'te topu oyun alanının ortasındaki bir bonus delikten dışarı itmek için elektrikle çalışan bir iticiye sahip olan Contact'ı üretti. Contact'ın tasarımcısı Harry Williams, daha sonra 1944'te kendi şirketi Williams Manufacturing'i kurdu. Diğer üreticiler de benzer özelliklerle hızla aynı yolu izledi. 1930’ların başında çoğu Chicago, Illinois'de olmak üzere yaklaşık 150 şirket tilt makinesi üretiyordu. Chicago o zamandan beri tilt üretiminin merkezi oldu. Rekabet güçlüydü ve 1934'e gelindiğinde geriye yalnızca 14 şirket kaldı. İkinci Dünya Savaşı sırasında, jetonla çalışan oyunların tüm büyük üreticileri, tilt makinesi üretimini durdurdu. Williams gibi bazıları, operatörlerden eski oyunları satın aldı ve onları yenileyerek vatansever temalı hale getirdi. Savaşın sonunda, tilt makineleri yeni bir altın çağını yaşadı. Eğim algılama mekanizması ve ücretsiz oyunlarla (tekrar oynatma) ödüllendirilme gibi iyileştirmeler ortaya çıktı. 1947'de tanıtılan Gottlieb's Humpty Dumpty ile topu daha uzun süre oyunda tutmak için oyuncu kontrollü paletler tilt makinelerine eklendi. Tilt makinelerinin bir şans oyunu mu dolayısıyla kumar mı yoksa bir beceri oyunu mu olduğu hep tartışma konusu oldu. 1940'ların başından 1976'ya kadar tilt makineleri New York’ta yasaklandı. New York belediye başkanı Fiorello La Guardia, tilt makinelerinin okul öğrencilerinin harçlıklarını çaldığını iddia ederek bu yasağı savundu. La Guardia, şehir genelinde büyük baskınlarla binlerce makineyi topladı ve polisle birlikte makinelerin imhasına nezaret etti. İmha edilen makinelerin kalıntıları nehre atıldı. Yasak, Roger Sharpe'ın Nisan 1976'da Manhattan'daki bir mahkeme salonunda, heyetin önünde tam olarak neyi nasıl yapacağını anlatarak tilt oynaması ve bunun bir şans oyunu değil beceri oyunu olduğunu ifade etmesiyle sona erdi. (Sharpe yıllar sonra yaptığı bir açıklamada, kendisinin tilt oynama konusunda üst düzey beceriye sahip olduğunu belirtse de mahkeme salonundaki atışının tamamen şans eseri olduğunu kabul edecekti.) Bu tartışma çerçevesinde ABD’nin pek çok eyaletinde yasaklar gündeme geldi ve mahkeme kararları ile bu yasaklar iptal edildi. En son yasak iptali 2016 yılında gerçekleşti. Williams Manufacturing, 1943'te Stanford mezunu bir mühendis olan Harry E. Williams tarafından kuruldu. Williams başlangıçta tilt makineleri üreticisiydi. 1964 yılında Williams, müzik kutusu üreticisi Seeburg Corp. tarafından satın alındı ​​ve Williams Elektronik Üretim Bölümü olarak yeniden düzenlendi. 1973 yılında şirket, Pong klonu Paddle Ball ile jetonla çalışan atari video oyunu pazarına daldı ve sonunda Defender ve Robotron: 2084 dahil olmak üzere bir dizi video oyunu klasiği yarattı. 1974 yılında Williams Electronics, Inc. Seeburg'un yüzde yüz iştiraki olup, adı 1977'de Xcor International olarak değiştirildi. Williams Electronics, 1981'de bağımsız bir şirket olarak kuruldu. 25 Ekim 1999'da tilt bölümünü kapattı. 2013 yılında WMS, Scientific Games'in bir yan kuruluşu haline geldi. 2016 yılında WMS, Scientific Games ile birleştirildi ve 2022'de Light & Wonder adını aldı. Norm Clark (1912-2009) Moulin Rouge, Blast off/Apollo, Spanish Eyes, Travel Time, Fantastic, OXO, StratoFlite ve diğerleri gibi oyunların tasarımcısı. 1962'den 1977'ye kadar 65 oyun tasarladı.  1954'ten 1975'e kadar Williams'ta, ardından 1975'ten 1985'e kadar Bally'de tilt bölümünün başkanı olarak çalıştı. Christian Marche (1935-2008), Fransız sanatçı, teknik ressam ve ressam. 1960'lı ve 1970'li yıllarda 150'den fazla tilt makinesi resimledi. Cezayir'deki askerlik hizmetinin ardından 1964'te Chicago'ya taşındı ve Advertising Posters’de grafik tasarımcı olarak işe girdi. Bu şirkette birçok Williams, Bally ve Chicago Coin tilt makinesini (ama çoğunlukla Williams'ı) resimledi. 1970'lerin sonunda, tekrar Fransa'ya döndü ve kendini kübist tarzda resim yapmaya adadı.
     
  • Gabriel Florent Auguste de Choiseul-Gouffier’nin, Voyage pittoresque de la Grèce (1782-1822) adlı eserinde yayınlanmış üç parça bakır baskı gravür. Aeolis’in sikkeleri (Médailles des Villes d'Eolide) (1809), Abydos antik kentinin yanındaki cami (Mosquée de Nagara) ve Eksamil’de (Çanakkale-Gelibolu yakınlarında) (1822), Lisimahos’un mezarı olduğu varsayılan tepe (Tombeau de Lysimaque) (1822). Kök boyayla elle renklendirilmiş. 44 x 28 cm.
    Kondisyon: 10/10
    Provenance: S. E. koleksiyonu
    Değerlendirme notu: Müzayedeye sunduğumuz gravürlerde adı geçen Aiolis (Eolide), Batı Anadolu'nun kabaca kuzey bölgesinin antik adıdır. Yerleşim, Gediz Nehri kuzeyinden Bakırçay güneyine uzanan bölgedir. Doğusu Yunt Dağları ve Dumanlı Dağ, batıda ise Çandarlı Körfezi ile sınırlanır. Ayrıca Midilli Adası da bölgenin sınırlarına girer. Herodotos, 12 adet Aiol kenti sayar: Kyme, Larissa, Neonteikhıs, Temnos, Killa, Notion, Aigiroessa, Pitane, Aigai, Myrina, Grynaion, Smyrna. Bu kentlerin, MÖ 1050 yılı civarında Yunanistan'dan bölgeye gelen Aioller tarafından kurulduğu söylenmektedir. Bölge coğrafi konum olarak Adramyttenos Kolpos (Edremit Körfezi) ve güneye doğru İzmir körfezine kadar uzanan sahil şeridini içine almaktadır. Aeolis’in başkenti Kyme’dir. Bu yerleşim Aelois kentlerinin en büyüğüdür. Abidos veya Abydos ise Çanakkale Boğazı'nda Nara Burnu'nun doğusunda yer alan antik kenttir. Sestos antik kenti ile karşılıklı olarak boğazın dar bir noktasına kurulmuştur. Kent, Hero ile Leandros'un hikâyesiyle bilinir. Abydos kenti, bir Miletos kolonisi olarak kurulmuştur. Antik Çağ’ın Hero ile Leandros arasındaki efsanevi aşk hikâyesi Abydos’ta geçmiştir. Efsaneye göre, Abydoslu genç Leandros karşı kıyıda yaşayan sevgilisi rahibe Hero’ya kavuşmak için boğazı yüzerek geçiyordu. Leandros rüzgârlı ve fırtınalı bir gecede meşalenin ışığı söndüğünden boğazın azgın sularına kapılıp can vermiştir. Bu sahne Abydos’un Roma İmparatorluk dönemi sikkeleri üzerinde de betimlenmiştir. Lisimahos (Lysimachus, MÖ 360 - MÖ 281) Büyük İskender döneminde Makedonya Krallığı'nda İskender'in valilerinden biri olarak görev yapmış olan Teselyalı bir general ve yöneticidir. Büyük İskender'in ölümünden 15 yıl sonra, MÖ 306'da Trakya, Anadolu ve Makedonya'da hüküm sürmeye başlamıştır. Büyük İskender ile Lisimahos arasındaki ilişkilerin betimlendiği tarihi kaynaklarda İskender'in bir sebepten ötürü Lisimahos'u cezalandırmak için, onu bir aslanın karşısına atıp kilitlediği ve Lisimahos'un bu vahşi hayvanı çıplak elleriyle öldürdüğü ifade edilmektedir. Bu olay akabinde Lisimahos, Büyük İskender'in saygısını kazanmış ve yakın koruması olmuştur. Büyük İskender’in ölümünden sonra Trakya'nın yöneticiliğine getirilmiştir. MÖ 309'da Chersonese'yi [Gelibolu Yarımadası] anakaraya bağlayan bölgede komuta konumunda antik kentini kurmuş ve Odrysses'e karşı bir siper oluşturmuştur. Ordusu ile Anadolu’ya giren I. Seleukos’un karşısına çıkan Kral Lisimahos MÖ 281’de Korupedyon Muharebesi’nde yenilmiş ve öldürülmüştür. Gravürlerin yapımcısı Kont Marie-Gabriel-Florent-Auguste de Choiseul-Gouffier (1752-1817), 1789 Fransız Devriminden önceki son İstanbul büyükelçisidir. Antik çağ arkeolojisi ve tarihine âşık olan Kont Gouffier, aralarında Fransız ressam Jean-Baptiste Hilair’in de bulunduğu bir grup sanatçı ve bilim insanıyla 1776 yılında Ege seyahatine çıkar Seyahatin amacı bir yandan antik harabelerin görünümünü çizmek öte yandan çağdaş yunanlıların yaşam biçimlerini kaydetmektir. Ayrıca bu seyahatin Ege Denizinde uzun süredir devam eden Osmanlı-Rus gerginliğine dair durumu yerinde gözlemlemek gibi bir siyasi amacı da vardı. On iki ay süren bu ilk yolculuğun meyvesi olarak 1782’de hayranlık uyandıran gravürlerle bezeli anıtsal bir eser yayınlandı. Doğu'nun büyüleyici evreni bu eserin başlıca unsuru olan görüntünün yenilikçi tekniği aracılığı ile Avrupalı okurun gözünde capcanlı olarak sergilenmiştir. Gouffier, “Voyage-Pittoresque de la Grèce (1782)” adını verdiği kitabının yayınlanmasından iki yıl sonra (1784’de) İstanbul’a büyükelçi olarak atanır ve Temmuz 1785’te İstanbul’a varır ve daha sonra büyükelçi unvanıyla Anadolu, Ege, Kıbrıs, Suriye, Filistin ve Mısır’ı kapsayan seyahatine çıkar. Hilair’in yanısıra Fransız ünlü suluboya ressamı Cassas’ı da himayesine alır. Bu gezilerin sonunda Voyage-Pittoresque de la Gréce kitabına ek olarak Voyage-Pittoresque en Syrie, de la Phoénicie, de la Palaestine, et la Basse Aegypte kitabı Cassas’ın imzasıyla yayınlanır. Büyükelçi Gouffier, Cassas’ın resimlediği Atina Akropolünü ziyaret eder ve akropolün kabartma ve heykelleri (Hilar’in betimlediği gibi) İstanbul’dan gemiye yükleterek Fransa’ya gönderir. 1789’daki Fransız Devrimine karşı çıkan Gouffier geri çağırılmasına karşın Paris’e dönmez (1792’de) Rusya’ya kaçar. 1802 yılına yani Paris’e dönene kadar II. Katerina’nın himayesinde Sanat Akademisi ve İmparatorluk Kütüphanesi’nin yöneticiliğini yapar. 1785 yılının Temmuz ayında İstanbul'a varan Comte de Gouffier Fransa hükümdarının kendisine verdiği Babıali ile ilişkin diplomatik görevle Doğu'ya ikinci seyahatini gerçekleştirmiş olur. Kendisine eşlik eden yada onun hesabına görevler üstlenen arkeolog, ressam, çizer, gökbilimci, gravürcü ve daha birçok bilimadamı ile birlikte Yunanistan'ın hem anakara hem adalar kısmında yıllarca sürecek olan son derece zahmetli bir araştırmaya koyulurlar. Gouffier bu defa büyükelçi unvanıyla Anadolu, Ege, Kıbrıs, Suriye, Filistin ve Mısır’ı kapsayan seyahatine çıkar. Hilair’in yanısıra Fransız ünlü suluboya ressamı Cassas’ı da himayesine alan Gouffier, Voyage en Syrie, de la Phoénicie, de la Palaestine, et la Basse Aegypte ve Voyage-Pittoresque de la Gréce adını verdiği kitabını yayınlar. Büyükelçi Cassas’ın resimlediği Atina Akropolünü ziyaret eder ve akropolün kabartma ve heykelleri (Hilar’in betimlendiği gibi) İstanbul’dan gemiye yükleterek Fransa’ya gönderir. 1789’daki Fransız Devrimine karşı çıkan Gouffier geri çağırılmasına karşın Paris’e dönmez (1792’de) Rusya’ya kaçar. 1802 yılına yani Paris’e dönene kadar II. Katerina’nın himayesinde Sanat Akademisi ve İmparatorluk Kütüphanesi’nin yöneticiliğini yapar. Gouffier, Fransa'ya ancak Restorasyon döneminde döner ve Eşitler Meclisi (Chambre des Pairs) üyesi olarak bakan mevkiine gelir. Evini Akropolis'teki Erechtheion tapınağı uslubunda yaptırır, "Yunan dili oteli" adlı devrim öncesi gizli örgütte başkanlık yapar ve 1809'da eserinin ikinci cildini yayınlar. 1817'de üçüncü cildin hazırlığını bitiremeden ölür. Özellikle Truva yöresi ile ilgili topoğrafya, tarihî anıtlar, buluntular, yazıtlar ve sikkelere ayrılmış olan üçüncü cilt, tamamen Barbié du Bocage ve Letronne'un editörlüğünden geçerek 1822 yılında yayınlanır. Osmanlı İmparatorluğunun başkentinde kaldığı süre içinde Choiseul-Gouffier bir yandan gezilerinde yaptığı eskiz ve desenleri tamamlayacak mimar, arkeolog, çizer, edebiyatçılardan meydana gelen koca bir ekip kurmuş, öte yandan ise özellikle Atina ve etrafındaki geniş çevreden büyük sayıda arkeolojik eserin elde edilmesi, paketlenmesi ve taşınması için sayısız seferler düzenlemişti. Zengin arkeolojik koleksiyonu Louvre müzesi ve özel koleksiyonculara satıldı. Çağdaş araştırmacılar tarafından kişiliği pek tartışılan Choiseul-Gouffier bir yandan antik yunan görkeminin büyük bir hayranıdır, öte yandan siyasi kariyeri süresince Babıali ile Fransa ve öteki siyasal güçler arasındaki dengenin sağlanabilmesi uğruna gitgide çağdaş Yunanlıların sert bir eleştirmeni konumuna gelir. Bu tavrı yapıtının 1842 yılında ölümünden sonra yapılan yeni baskısında da ortaya çıkar. Yeni baskının başlığı Voyage pittoresque dans l’empire Ottoman, en Grèce diye değiştirilir.
     
  • Meşe taban üzerine oturtulmuş ve meşe kapaklı, şaryolu, QWERTY klavyeli, yuvarlak siyah tuşlu daktilo. Hammond Daktilo Şirketi tarafından ABD'de, 1900 yılında üretilmiştir. No: 2 olarak adlandırılır ve kendisinden önceki modellerden klavyenin alt tarafında yer alan uzun boşluk tuşuyla farklılaşır. 36 x 35 x 18 cm.
    Kondisyon: 8/10 (faal)
    Provenance: E.U. koleksiyonu
    Değerlendirme notu: Hammond No. 2 Daktilo 1893'de James Bartlett Hammond tarafından geliştirildi. No:2'nin 1900 yılında üretilen son versiyonudur ve 1893'te geliştirilen modele boşluk çubuğunun eklenmesiyle bilinir. Daktilonun öncülerinden biri olarak kabul edilen ve öğretmen, gazeteci ve mucit olan James Bartlett Hammond, 1880 yılında The Hammond Typewriter Company'yi kurdu ve şirket, daktilo üretiminin yanı sıra daktilo ile kullanılmak üzere tasarlanmış masalar da üretti. Hammond daktilolar önce sadece Hammond'a özgü olan  kavisli klavye ile üretildi. Fakat daha sonra kavisli klavye yerini aşamalı olarak  standart  klavyeye terketti. Rakiplerinden farklı olarak Hammond No. 2 daktilo, daktilonun farklı yazı tiplerini kullanmasına olanak tanıyan değiştirilebilir bir şaryoya sahiptir: geleneksel tip, el yazısı tipi, Latin alfabesi olmayan alfabeler veya matematiksel semboller. Zira oldukça ilginç bir öyküsü olan ilk Osmanlıca daktilo da Hammond şirketi tarafından üretilmiştir. Bu öyküyü okumak için: https://www.milliyet.com.tr/yerel-haberler/mersin/ilk-osmanlica-daktilonun-filmleri-aratmayan-oykusu-12151945
  • İbrahim Safi'nin yeğeni Leyla Vekilli'nin davasını takip eden Avukat Kemal Körezlioğlu'na yazdığı mektuplar. 13 Aralık 1973, 24 Aralık 1973, 30 Ocak 1974 ve 19 Şubat 1974 tarihli, imzalı orjinal mektuplar. Birisi Atina'dan, diğer üçü İstanbul'dan gönderilmiş. Kağıt üzerine dolma kalem.
    Kondisyon: 9/10
    Provenance: Körezlioğlu koleksiyonu
    Değerlendirme notu: İbrahim Safi, Paris'te yaşayan gazeteci Leyla Vekilli'nin annesi Safiye Vekilli'nin (Madam Sofi) kuzenidir. Safiye hanım 16 Kasım 1973 tarihinde bir araba kazası sonucunda vefat eder. Tek varisi olan Leyla Vekilli Paris'te yaşamaktadır. Veraset işleri ve Safiye hanımın kiracı olarak oturduğu evin boşaltılması ile kayınbiraderi Ankara'lı avukat Kemal Körezlioğlu ilgilenmektedir. Ancak dönemin koşullarında Leyla Vekilli ile haberleşmek zor olduğundan o dönemde İstanbul'da bulunan İbrahim Safi, hem ev sahibi ile hem de Leyla ile iletişimi kolaylaştırmak için devreye girer. Bulunan dört mektup, bu süreçte İbrahim Safi'nin avukat Kemal Körezlioğlu'na yazdığı mektuplardır. İbrahim Safi mektuplarında Safiye hanımın evinin boşaltılması, Leyla Vekilli'nin Kemal Körezlioğlu'na göndermesi gereken vekaletname vb. konular dışında açmayı düşündüğü Atina sergisinden bahsetmekte ve aynı zamanda da Atina izlenimlerini aktarmaktadır. Atina'dan yazdığı 24 Aralık 1973 tarihli mektubunda: "Son zamanda burası 6 sene disiplinli çalışmadan sonra ... ... çok ilerlemiş, ... cihetinden Münih, Paris ve Roma gibi büyük şehirlerin şeklini almaya başlamış. Darısı bizimkilerin başına." demektedir. 30 Ocak tarihli mektubunda ise "3 1/2 asır idaremizde yaşayan Yunanlılar bizden daha iyi şehirlerine bakıyorlar. Atina olsun, Pire olsun Selanik dahil sokaklar temiz, cadde kaldırım kenarları mandalin, narinç, portakal ağaçları, dalları salkım salkım meyve." diyerek gördüklerini tasvir etmektedir. Leyla Vekilli (1932-2107), 1920 yılında Azerbeycan'dan Türkiye'ye gelen Hasanali Sultan-Bey Vekilov ile Kırım Tatarı Sophia'nın kızıdır. Hasanali Sultan-Bey Vekilov ve Sophia hanım, 1932'de Paris'e taşındılar. Leyla orada dünyaya geldi. Aile Türkiye'ye geri döndükten sonra Vekilli soyadını aldı. Leyla Vekilli, Notre Dame de Sion Lisesini bitirdikten sonra Paris Sorbonne'da sosyoloji eğitimi aldı. Kariyerine bağımsız gazeteci olarak başladı. Çok geçmeden gazeteci ve foto muhabir olarak olarak Sipa-Press'e geçti.  Filistin , Nikaragua ve Cezayir'de gazeteci olarak bulundu. Asya, Afrika ve Güney Amerika'da pek çok ülkeyi ziyaret etti. Ernesto Che Guevara'nın 1964'te Cezayir'e yaptığı ziyaret sırasında Leyla Vekilli'de orada bulunuyordu ve Che Guevara ile 3 saati aşan bir röportaj yaptı. 1962 yılında Fransa'da Nazım Hikmet ile tanıştı ve şairin Paris günlerine tanıklık etti. Nikaragua-Sandinist belgeselinin yapımcılığını üstlendi. Fransa'da Türk Film Festivali'nin kurucuları arasında yer aldı. 2017'de Bodrum Türkbükü'nde yaşama veda etti.
     
  • 20. yüzyıl'ın ilk yarısında imal edilmiş ikonik üç sandalye... Tasarımcı Michael Thonet 'in (1796-1871) 56 numaralı sandalyelerinin üç versiyonunu bir arada satışa sunuyoruz. Sandalyelerin biri kolçaklı olup oturakları el örmesi orjinal bambudur. Koltuk yükseklikleri 47 cm., sırt yükseklikleri 88 cm.'dir. Üç sandalye de cevizden imal edilmiştir.
    Kondisyon: Sandalyeler bakımlı ve ağaç kondisyonları çok iyi durumdadır (9/10). Kolçaklı sandalyenin hazeran örgüsü oturanları rahatsız etmeyecek ölçüde gevşemiştir (7/10) Kolçaksız sandalyelerin hazeranları gayet iyi durumdadır. (8/10)
    Değerlendirme notu: Michael Thonet (1796-1871), bükme ahşap mobilyaları ilk yapan tasarımcı olarak kaydedilir.  Alman-Avusturyalı olan Thonet 1830'lu yıllarda yapıştırılmış ve bükülmüş ahşap çıtalardan mobilya yapmaya başladı. Adını ilk duyurduğu model 1836'daki Boppard Schichtholzstuhl'dür (Boppard katmanlı ahşap sandalye). Thonet, 1837'de bu işlem için tutkal üreten tutkal fabrikası Michelsmühle'yi satın alarak üretim bandını kendine özel hale getirir. Ne var ki başta Almanya olmak üzere patent alma girişimleri değişik ülkelerde başarısız olur ( 1840). Thonet, ahşabı sıcak buharda kavisli şekillerde bükmeyi başarırken, hafif, güçlü, dayanıklı ve konforlu modeller imal eder. Geçmişin ağır, oymalı tasarımlarından tamamen farklı olarak yüksek estetikle birlikte işlevsel çekicilik elde eder.  Thonet'in kendi adıyla anılan bu tarz, günümüze kadar güncelliğini korumayı başarır. Thonet, 1850'de tasarlayıp üretimine geçtiği No:1 modeliyle 1851'de Londra'daki Büyük Sergi’de bronz madalya alır. 1855'te Paris’te düzenlenen Dünya Fuarı’nda gümüş madalya ile ödüllendirilir. Kahveci sandalyesi olarak bilinen No: 14 modelini 1859’da üretir. 50 milyon civarında üretilen ve hâlâ üretimi süren 14 numaralı model sandalye, dünya çapında satılır. No: 14 modeli birkaç parçaya ayrılarak basit paketler halinde dünya ihraç ürünü hale gelmesi nedeniyle mobilya üretiminde devrimi temsil eder. Thonet'in bir yandan satışları artarken, model çeşitlemeleri de 1867 Paris Dünya Fuarı'nda altın madalya ile ödüllendirilir. Bazı modeller tasarım tarihinin ikonları haline gelir. 1900’den itibaren üretilmeye başlanan No:56 bu ikonik modellerin baştacı gibidir.
     
  • (G.B. koleksiyonu)
    • Porselen, çok nadir...
    • Karl Ens kuş figürleri 80- 100 yaş civarındadır. Yeşil rüzgar gülü damgalarıya dikkat çekmektedir. Marka kataloğuna göre yeşil rüzgar gülü, 1919 - 1945 yılları arasındaki kullanılmıştır.
    • Figürler, 8 ve 10 cm. yüksekliktedir.
    • Figürler numaralıdır.
    Karl Ens ---------------------------------- Karl Ens porselen evi - atölyesi, 1899 - 1972 yılları arasında faaliyet gösterdi. Atölye üç çeyrek yüzyıl boyunca sadece üst sınıf - dekoratif porselen figür çalıştı. Kurucu (baba) Karl Ens porselen imalatına Tiebner isimli ortağı ile 1860 yılında başlamıştı. Ancak 1899 yılından itibaren iki oğluyla beraber Porzellanfabrik Karl Ens adı ile müstakil imalata yöneldi. Porselen figürler, Ens'in oğulları (küçük) Karl ve Eduardo'nun atölyeyi çalıştırdığı 1919 - 1939 döneminde dünyada kült haline geldi. E, N, S harfleri ve rüzgar gülü ile işaretlenen Ens figürleri, dönemler itibariyle farklı markalarda kullanmıştır. Karl Ens porselen evi 1972 yılında millileştirilerek 1990 yılına kadar VEB Sitzendorfer Porzellanmanufaktur bünyesinde faaliyet göstermiştir.
    • İmzalı, 2001
    • Kağıt, sulu boya
    • 33x49 cm.
    _____________ Sabri Akça (1936- )
    • Hamidiye Köy Enstitüsü... İstanbul Çapa Resim bölümü... Gazi Eğitim Resim bölümü…
    • Uluslararası koleksiyonlarda yer alıyor.
  • Astronomik iki harita... Carte des environs de Palatsha - Mileti vicinia variis temporibus. (**) Balat / Bafa Gölü civarı haritası – Muhtelif dönemlerde Milet.
    • Marie Gabriel Florent Auguste de Choiseul Gouffier (1752 – 1817)
    • Eser: Voyage-Pittoresque de la Gréce, 1. cilt, 111. plan, 1782, Paris
    • Harita: François Kauffer (1758-1801) (**), Jean-Denis Barbie du Bocage (1760-1825)
    • Gravürcü: J.Perrier
    • Nadir…
    • 39.2 x 27.2 cm.
    • Bakır baskı
    • Döneminin el (kök) boyası
    • Kondisyonu iyi (Baskıda, ortalama 1.5 - 2 cm uzunluğundaki 5 adet kesik tespit edilmiş ve onarılmıştır.)
    (*) Bafa Gölü yeralan Balat, günümüzde Aydın'ın Didim ilçesine bağlı bir mahalledir. Milet ise Büyük Menderes nehrinin ağzına yakın deniz kıyısındaki antik liman şehridir. Balat köyü yakınındadır, harabe halindedir. Milet limanı bugün yaklaşık 10 km denizden içeridedir. (**) Bafa Gölü haritası, Choiseul-Gouffier’nin  1776’daki Antik Yunan coğrafyasına yaptığı araştırma gezisi sırasında çizilmiştir. Ancak bu haritayı - Gouffier'in kitabında yayınlandığı halde- François Kauffer'in adıyla sunmayı tercip ediyoruz. Çünkü bu haritaya değer katan bizatihi Kauffer'in elinden çıkmasıdır. Rus askeri arşivinden çıkan belgelere göre Kauffer, uzun yıllar Rus istihbaratı için çalışır. Başta kaleler olmak üzere haritacılık ve diğer askeri yapıların inşasında III. Selim'i yönlendiren mühendis olarak tarif edilmektedir. Öte yandan Kauffer, 1776 yılında İstanbul'un ölçülü ilk haritasını (1/25.000 ölçekle) çizen mühendistir. Sonraki yıllarda çizilen tüm haritalara da ilham kaynağı olur. (Ref: Oya Şenyurt, Tarih İncelemeleri Dergisi XXVIII / 2, 2013, 487-521)
    Balat - Millet haritası, okuduğunuz katalog bilgileriyle ilk kez müzayedeye çıkıyor. Bilgileri başka mecralarda kullanmanız halinde Maarif Sahaf Antika Galerisini referans göstermenizi öneririz.
  • Nadir kondisyonda, bakımlı, ikonik, kırma ceviz takım... Takım, iki kişilik bank (bench), kolçaklı sandalye ve 2 adet sandalyeden oluşuyor. Bankın koltuk yüksekliği 45 cm., sırt yüksekliği 94 cm.'dir. Sandalyelerin koltuk yüksekliği 45 cm., sırt yüksekliği 87 cm.'dir
    Kondisyon: Bakımlı ve hatasız (9/10)
    Değerlendirme notu: Bench, kolçaklı sandalye ile iki parça kırma sandayenin 1940'lı yıllarda imal edildiğini düşünülmektedir.
     
  • 1950’lerde üretildiği tahmin edilen menevişli gümüş sigara kutusu. 835 ayar gümüş, 168 gr. İç kısmında Celal Bayar’ın imzası oyulmuştur. Yapan usta adına PV inisiyali mevcut İçindeki küçük gümüş menevişli çubuk, sigara muhafazası olarak tasarlanmıştır. Yaylı düğme mekanizması ile kapanır. 12,5 x 8 x 1 cm.
    Kondisyon: 10/10
    Provenance:
    Değerlendirme notu Kutunun Celal Bayar tarafından mı kullanıldığı, yoksa imzalanarak birisine mi hediye edildiği tespit edilememiştir.
     
  • Cilalı pirinç kaplama. Ayaklı dekoratif taban. Çift ampul. Pirinç gölgelik, kaz boynu gövde, ışığı yönlendirmek için gövdede ve gölgelikte iki ayrı ayarlanabilir bağlantı noktası. Açma, kapama için makaralı anahtar. Faal, 46 x 35,5 cm.
    Kondisyon: 10/10
    Provenance:İ. K. koleksiyonu
    Değerlendirme notu: İngiliz pirinç banker lambasının patenti, 1929 yılında alındı. Yeşil cam gölgelikli Amerikan versiyonundan farklı olarak İngiliz versiyonu, masif pirinç gölgeliğe sahipti.